Ah anneanneciğim ne derin yaralar açtın yokluğunla bir bilsen, biliyor musun? uyanık mısın? uyuyor musun? hiç bir şey bilmiyorum.
Şimdi çocukları yatırdım, üzerlerini örteyim diye odalarına girdim. Aylin ağlıyordu yattığı yerde. "Ne oldu?" diye sordum. "Büyükanneannemi düşünüyorum." dedi. "Üzülme Aylincim sen dua et dedim." "Ama dua etsemde canlanmayacak ki, keşke şu an onunla uyuyor olsaydım." Dedi. Beraber ağlamaya başladık. Bu sefer beni ağlıyor görünce bana üzüldü, "Ağlama anne" dedi...
Belki de Aylin aramızda en çok etkilenenlerden oldu, hep nereden bakarsan her gün seni anıyor, bir şekilde seni hatırlıyor. Ve sen söz vermiştin Aylin' e "Ölmeyeceğim Aylin' e söz verdim" demiştin bana...
Tutulmuyor bazı sözler anneanne... Seni çok özledim. Seni çok seviyorum...
10 Aralık 2018 Pazartesi
8 Aralık 2018 Cumartesi
Kalan...
Anneannem. .. 7 Ekimdi bundan sayısal olarak 2 ay, 59 gün önce. Pazar günüydü annane,
evdeyiz, çok ta halim, mecalim yok. Beklemekle beklememek arası bir ayrımda, o insana dünyayı dar eden bir duygunun boşluğundayım...Bir insanın hayatının asıl nasıl boşluğa düşüşünü çalan bir telefonla hissediyorum.
.
.
.
Seni en son 3 Ekim gecesi gördüm yoğun bakım odasında, şimdiye kadar çaresizliği iliklerime kadar hissettiğim tek andı. O geceden sonra bir daha yanına gelemedim. 7 Ekimde belki de hiç istemeden bizi bırakışının ardından da hiç göremedim, görmeyi yüreğim almadı.
.
Şimdi tüm bunları yazarken... Geçen 59 gün, kocaman bir boşluk.
Anneannem. .. 7 Ekimdi bundan sayısal olarak 2 ay, 59 gün önce. Pazar günüydü annane,
evdeyiz, çok ta halim, mecalim yok. Beklemekle beklememek arası bir ayrımda, o insana dünyayı dar eden bir duygunun boşluğundayım...Bir insanın hayatının asıl nasıl boşluğa düşüşünü çalan bir telefonla hissediyorum.
.
.
.
Seni en son 3 Ekim gecesi gördüm yoğun bakım odasında, şimdiye kadar çaresizliği iliklerime kadar hissettiğim tek andı. O geceden sonra bir daha yanına gelemedim. 7 Ekimde belki de hiç istemeden bizi bırakışının ardından da hiç göremedim, görmeyi yüreğim almadı.
.
Şimdi tüm bunları yazarken... Geçen 59 gün, kocaman bir boşluk.
Her geçen gün düşünüyorum, seninle geçen her günümüzü. Gökyüzüne bakıp bakıp diyorum ki kırdım mı hiç seni annane ? Üzdüm mü annane ? diyorum. Gökyüzüne bakıyorum ki bir nebze ferahlık duyabilmek için, belki bir kuş uçar diyorum tam sorularımın karşısında, belki cevabını bulurum diyorum... Affet annanem diyorum sonra böyle bir hıçkırık kalıyor boğazımda düğüm düğüm.
İyi olana inandırmaya çalışıyorum kendimi. İyi benim annanem diyorum, duyuyor beni diyorum çünkü ben hep o gecelerde seni görüyorum rüyamda, hep güzel hep en güzel.
İyi olana inandırmaya çalışıyorum kendimi. İyi benim annanem diyorum, duyuyor beni diyorum çünkü ben hep o gecelerde seni görüyorum rüyamda, hep güzel hep en güzel.
İnsanın yüreğine acı yerleşmeye görsün, geçmiyormuş annane. Çok özledim seni, kokunu, bakışını, sesini... Sesin kalsaydı bari bi tek, tek sesin...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Günlük hayatın diliyle bile bazen yazıldığında geriye dönüldüğünde ne çok şey anlatıyor şu satırlar. Aklımızda kalır sanıyoruz, hiç unutul...
-
İşte yağmurun keyifli odasından kareler, biz hem çok sevdik hem de çok rahat ettik, bütün döküntümüzü alıyor.. Hani ikeadan resmini ekled...
-
İşte sonuç...:) Ama yine yaptım yapacağımı, akşamüstü annemi aradım, bu arada yağmur kardeşiyle oynuyordu, onların sus pus olduğu bir an...
-
Daha dün öğrendiği için tam seri gidemiyoruz ama bir kaç güne daha güzel çalmaya başlayacak kızım:) Aferin minnoşuma.