17 Haziran 2015 Çarşamba
Çok kısa...
Büyüdük biz...Hatta yazmayalı kocaman olduk, Yağmur'um 9 yaşındayken, Aylin'im 3,5 yaşında oldu...
Neler mi yapıyoruz? Önce Yağmurumu anlatayım. Koca bir okul yılını daha geride bırakarak 4. sınıfa geçmiş bulunduk...O kadar hızlı geçti ki seneler daha dün minicik ayakkabılar alırken ben kızıma, şimdi takma tırnaklar alır oldum:) çok heves etmişti kışın, rengarenk tırnaklar satılıyor minicik minicik, tatil olunca alırım diye söz vermiştim nitekim aldık iki gün zor dayandı çünkü istediği gibi hareket edemedi tabi, nihayetinde daha çok çocuk:) Çok uç istekler değilse istediği şeyler hevesi kırılmasın diye yapmaya, yapmasına izin veriyorum çünkü hepsi aslında bir heveslik varsın çocukluğunda da istediklerini yaşasın.
(Günlük yazınca daha rahat oluyor böyle birikince ne anlatacağımı şaşırıyorum...)
Aylinim ise tam bir sevgi yumağı kıvırcık saçları, boncuk kara gözleri ile evin içinde koşturup duruyor...henüz okula başlamadı Eylül ayında okula başlayacak inşallah. sanmıştım ki ikinci çocuğum da birinci gibi olur ama büyük yanılgı. Aylin ablasına nazaran çok daha bıcırık, huysuz, cadı bir çocuk. Yağmur'un bu kadar olgun olması en büyük şansım yoksa günler çok zor geçerdi bizim için....
Dediğim gibi günlük olarak yazarsam daha iyi olacak, şimdi pilav yapmam gerek, akşam oldu:)
24 Ekim 2014 Cuma
uyku sorunsalımız
Din don ben geldim, geleceğimi söylemiştim:)
Aylin'i öğlen uykusuna yatırdım, sabah erken kalkıp, kahvaltımızı yapıp hemen dışarı attık kendimizi, biraz küçük kıvırcıkla dolaşıp evimize geldik, akşama yenilecek yemeğimiz yoktu oturdum kereviz yaptım Aylin oyun hamurlarıyla oynarken, aslında evde odalara sinen yemek kokularını hiç sevmem ama bugün yaptığım, sırf portakalın suyuyla pişen kereviz inanılmaz bir ruh kattı evime...Şu yemek kokularının da mutlu edici bir özelliği var ya değmeyin keyfime....
Yağmurcuk okuldan gelince her ne kadar okulunda öğle yemeği verselerde de aç geliyor, tabi öğlen yemeğini nasıl , ne kadar yiyor o da şüpheli ve hal böyle olunca anlıyorum ki yemiyor yoksa evde yemek için bir şeyler aranmazdı...Her neyse ben her zaman çocuğum okuldan gelince, burnuna güzel kokuların gelerek, mutlu olmasında yanayım. Hatırlarım ben de küçükken okuldan eve döndüğümüzde mutlaka anneciğim bize de bir şeyler hazırlardı, o kadar keskin bir şekilde kalmış ki bu hafızamda, işte önem verişimde bundan...ayrıca geçenlerde okuduğum bir yazıda evdeki yemek, kek vs. kokularının aile içi iletişimi sıcak kıldığı ve mutlu ettiğini de yazmışlar...nereden nereye şimdi ne yazıyordum nereye geldim:) evet yağmur okuldan gelince yesin diye ona pufur poğaça yapıyorum, içi boş oluyor ve yağmur çok seviyor, hamurumu uzun süre mayalıyorum ve pişme zamanını yağmurun gelmesine yakın yapıyorum ki hem sıcak kalsınlar hem de kokusu yayılsın...
Hani bugünkü konu uykumuzdu ya, ben çok çeker oldum bu uyku meselesinden, düzene sokamadım, ben düzene tam sokunca araya bir sürü şey girdi.
Yağmur bebekliğinden bu yana uyuma zamanı ya da gece uykusu, gündüz uykusu olsun bana ve bize hiç sorun çıkarmayan bir çocuktu lakin Aylin bebekliğinden bu yana ten temasını çok seven bir bebek oldu bundan sebep mi bilmiyorum uzun süre yanımızda uyudu, ayırmaya çok çalışsam da kucağımdan bırakır bırakmaz ağlamaya başlıyordu ve ben o modern ferber vs. yöntemlerini deneyemedim.
Yakın zamanda Yağmur ve Aylin'in odalarını birleştirdik. Bunun zamanında ve yataklarında kendi kendilerine uyumalarında (yağmur için söylemiyorum) çok etkisi oldu Aylin ablasını görünce hoşuna gitti ve ben sadece yanlarında loş ışıkta otururken uyuyabildi Aylin...buraya kadar her şey çok güzel...başardığım için mutluydum 21.30 dediğimiz zaman max. 22.00 de uyumuş oluyorlardı ikisi de.. Bu mutluluğu kendi ellerimle bozdum, kendimce sebeplerim vardı. Şöyle ki, Yağmur'a altı çalışma masası, üstü yatak olan bir kombinasyon yaptırdık...yerden tasarruf etmek için özel olarak yaptırdık bunu, yalnız biz alt çalışma masasını rahat kullansın diye yatağı baya yukarıdan kurduk böyle olunca tavan ve yatak arası mesafe çok az kaldı ve sanıyorum ki (ben de yatınca çok rahatsız oluyorum) yağmurda bundan rahatsız oldu..sürekli gece uyanmaları, korkuları başladı. zannımca hiç bir zaman söylemese de sevmedi yatağını ...Diğer bir sebep odamızın arka tarafta kalması ve çok fazla ışık almaması..hele ki kışın sabah 8' de uyandığında yağmur sanki hala geceden çıkamamışsınız hissiyle uyanmakta çok zorluk çekiyordu ve çok haklıydı...Ben de çareyi ön tarafta ki boş hobi odamızdaki yatakta yatırmakta buldum yağmuru ve bu konuda rahatladık, sabah uyanmalarımız sorun olmuyor, sadece gece uyanmalarımız, yanımıza gelmeler, birimizi yanına çağırmalar var...bu durum beni çok üzüyor ama zamanla geçeceğini düşünüyorum üstüne gitmiyorum ama böyle de bir sıkıntımız hala devam ediyor işte:(
Aylin ise düzen böyle oluna ve ablasını odasında göremeyince yatağında yatmamaya başladı, şimdilik Aylin'i benim yanımda uyutuyor ve gece yatağına bırakıyorum...kısacası iki kızımda da odalarına karşı bir aidiyet duygusu geliştiremedim...aynı şey oyun oynarken de geçerli, nedense hep o salonun ortasında oynanır bütün oyunlar...:)
Şimdi bütün bunları anlatışım bunun bir sorun olduğunu düşündürüyor olabilir ama ilk günler ki gibi çok sorun yapmıyorum bunu, zamanla geçeceğine inanıyorum...Şimdilik bu düzen evet beni belki çok mutlu etmiyor ama onlar mutlu:)
Böyle düşünme sebebim daha yeni okuduğum Pınar Mermer'in Yavaş ebeveynlik kitabı....
Gerçekten sakin kalabiliriz, kaygılarımızı kenara bırakıp onların gözünün içine bakarak ve ellerinden tutarak aşabiliriz bütün sıkıntılarımızı...
Ben buna inandım ve bu yolda daha mutluyum...
Elbette böyle kalmayacağız, benimde hala kafamda ürettiğim çözüm yöntemlerim var ama acele etmeden yavaş yavaş...:.)
Hadi şimdi ben pufur poğaçalara şekil vermeye gidiyorum..
Zamanla daha iyi olacağım ..eskisi gibi:)
23 Ekim 2014 Perşembe
Kısa özet:)
Sene olmuş yazmayalı ya da hadi kendimi daha iyi hissedeceksem yaz(a)mayalı diyelim:)
Nasıl kendimi kandırmaca oldu ama değil mi:)
Aslında her şey akıllı telefon denilen aletle tanışınca başladı, o zamana kadar yine az çok şu klavyede harfler arasında boğulurken ben, meşhur akıllı telefonlar baktım ki beni bozmuş. Beni bozmaya başlarken bir çok şeyi de yitirir olmuşum... zamansızlık yalanının arkasına sığınacak kadar kötü olmuşum, kabul ediyorum...
Ama hatanı anlamak ve doğru yolu bulmakta bir meziyet:) zararın neresinden dönülürse kardır.
Şimdi kendimle ilgili bahsedeceklerim çok ama ben biraz kızlardan bahsedeyim malum bu blogda öncelikli hak onların.
İlk göz ağrım, minik ergenim Yağmur şimdi 8 yaş 3 aylık:) 3. sınıfa gidiyor ve oldukça farkında bir çocuk, artık müdahale etmekte zorlandığım tamamen kendine münhasır --tabi olması gereken gibi--- bir çocuk. Sorunlarımız olmaz mı var tabi ki ama her gün kısa kısa bahsedeceğim bunlardan...
İkinci numaram Aylin 2 yaş 9 aylık:) hala benimle, evde annesiyle zaman geçirmekte...bıdır bıdır konuşan, her geçen gün yepyeni cümlelerle bizi şaşırtan, çoğu kez güldüren miniğim...
Bebekliğinden bu yana ufak kazalar --bazıları ne yazık ki büyük kazalar :( --yüzünden çokça üzüldüğümüz ve üzülen Aylin'imiz... Allah başka dert vermesin deyip avunduğumuz kıvırcık Aylin'imiz...
Aylin ve başından geçenler ise ayrı bir başlık altında toplanacak...
Bu yazım ve bundan sonra ki ilk yazılarımda bolca yazım hataları olabilir, cümle düşüşleri olabilir, bu konuda affınıza sığınıyorum, malum çoğu zaman aceleye gelmiş yazılar olacaklar çünkü:)
Haydi o zaman daha fazla zaman kaybetmeyelim...Yarın ki konumuz 'kızlarım ve uyku sorunları' olsun.
Heyecanla yarını bekliyorum zira çok özlemişim buraları ben:)
13 Kasım 2013 Çarşamba
24 Eylül 2013 Salı
Hafta sonu günlüğü
Kapalı bir hava ve biraz hasta gibiyiz...ben zaten tatilden döndüğümüzden bu yana bir iyi bir kötüyüm hafif nezle ve kırgınlık şikayetlerim vardı. şimdi de aylin biraz böyle oldu, hafiften burnu akıyor ama genel hali iyi. hastalık üzerine bu hava da eklenince evdeyiz vallahi süt almaya gidecek halimiz yok:( ama süt oburu kızlar varsa evde ki artık ben de eklendim bu listeye gidip almamız gerek.
Neyse ben hafta sonundan bahsedeyim biraz , hafta sonu cumartesi günümüz oldukça hareketliydi yine bir doğumgünümüz vardı ama öncesinde Moda Parkında "beyaz yakalılar bişi yapsa" etkinliğine gittik, bizim çocukluğumuzun oyunlarını bizim çocuklarımıza oynattılar çok eğlenceliydi, yağmurda keyif aldı, lastik oynadı, ip atladı (ki bunu zaten yapıyor), tuzluk yaptı kağıttan, topaç çevirmeye çalıştı, yılan ve seksek oynadı:) ne güzel çocuklarmışız biz o zamanlar....nerede bu kadar oyuncak tak lastiği bacağına zıpla dur, sıkıldın mı al topu eline yakantop oyna, o da mı olmadı yine sadece topla istop! renklisi bile var üstelik, o da olmadı çiz yere sekseğini, at taşı sayılara atla atla dur ve daha neler neler...ihtiyacımız olan tek şey arkadaşlarımızdı...
zaman bize iyi şeylerde getiriyor ama bir o kadarını alıp götürüyor işte...yine de tekrar etmek, o günlere gitmek, çocuklarımızın bunları bilip bizi anlayabilmesi de güzel şeyler...havanında güzel olmasıyla beraber çok keyif aldık ki ben uzun zamandır moda'ya gitmemiştim, bütün sokaklarını karış karış gezesim geldi ama bir doğumgününe yetişmek zorundaydık...
Doğumgünü yağmurun sınıf arkadaşınındı, geçen yıl çok fazla katılamamıştık doğumgünlerine ama bu yıl oldukça katılacağız bu yağmurun arkadaşları ile uyumu için önemli...doğumgünüde akşam saatlerine kadar sürdü...ne gezentiyiz yaw...Pazar günü ise ikea ya gittik, biraz fikir edinmek ve yine gezmek için sonrasında eve geldik babamız maça gitti ben de bir pazar günü hiç yapmadığım bir şeyi yaptım ve uyduruktan ev temizledim:) yaz dolayısıyla halıları kaldırmıştım ama havalar serinledi artık ve ben halılı evimi özledim o bakımdan yapıldı bu uyduruk temizlik iyi de oldu hafta içine işim kalmadı yoksa hiç adetim değildir bir pazar günü temizliği:( yağmurda kendi odasını temizledi :) bu hafta için anlaşma yaptık eğer bu hafta boyunca odası düzenli olursa ve kitabını bitirirse hafta sonu sinemaya gideceğiz diye:) ben bile sevindim bu anlaşmaya bana da bir fırsat doğdu kızımla baş başa film izlemek için...sonrasında böyle bir anlaşmayı neden yaptım ki diye düşünüp üzülsem de kararımı değiştirmedim, bu sayede bazı şeylere ulaşabilmek için bir şeyleri doğru yapması gerektiğinin farkına varır...hım? olmaz mı? abarttım mı:) bu annelik böyle bir şey işte, deli işi!
kokoş aylinin kokoş fotolarını göstereyim bir de:) ne yapacaksın evde kokoş ablası olunca onunda kokoş olması kaçınılmaz! nereden görüyorlar böyle anlamıyorum hayır ben de böyle bir şey değilim ki?
Perim benim kitap okurken sızmış...okuduğu kitap Lev Tolstoy - Küçük Şeytan ve dün bitirmiş. hikaye kitabı. Yağmur Tolstoy'un 16 çocuğu oldugunu öğrenince çok şaşırdı:)
topuklu ayakkabı görsün hiç kaçırmaz.
Yağmur ders yapacaksa o da karıştıracak..bu Aylin'in tek gerçeği:)
Moda parkında kısa bir çay molası.
veee oyun zamanı..
Aylin uyandı, biz sütümüzü almaya gidelim artık:)
20 Eylül 2013 Cuma
birikenler...
Kış mı geliyor ne? kışın camı açtığımda buz gibi havayı suratıma tokat yemiş gibi hissetmeyi mi özledim ne? evet güneşi görmeyi özlüyorum böyle günlerde de ama ben yine de en çok kışı seviyorum ama sadece bahara kadar:)
Biraz tutarsız oldu ama şimdi bu haldeyim ne yapayım, kış gelince mutfağa dönmeyi seviyorum ya, yağmurum okuldan gelince ona süprizler hazırlamayı seviyorum ya, kapıyı koca gözlü, minik burunlu kızıma açtığımda burnuna fırından yeni çıkmış kekin kokusunu hissettirmeyi özlüyorum ya işte ben o yüzden bu moda girdim üzerime giydiğim polar sabahlığımla:)
yalnız şu bir gerçek ki yağmur hiç bir zaman o yapılan kek ya da türevi şeyleri iştahla karşılamıyor, yumulup yemiyor:(
beze dışında.
haydi biraz daha fotoğraf
Düğüne gitmek için kuaförde süslenen yağmur...
Karakaleme bürünmüş aylin...
bebekken banyoyu hiç sevmeyen ama şimdi günün her saati "bici" yapmak isteyen aylin
Tatile gitmiş aylin
suya dalan yağmur
snack serviste annesinin topladığı bezelere yumulan yağmur
"paaataaa" diyip sürekli parka götürülen aylin...
toplarla aşk yaşayan yağmur
kendilerinden geçmiş iki kokoş...
topuklu ayakkabı meraklısı aylin 1
topuklu ayakkabı meraklısı aylin 2
aslında uyumasalar sırtlarını birbirlerine hiç dönmeyen uyuyan güzellerim
Çilingoz hatırası fotoğraf karesinde ben...
tadı damağımda kaldı, o nasıl muhteşem bir denizdi öyle...doymadım doyamadım, ne manzarasına ne dinginliğine ne berraklığına...çıralıdan sonra aşık olup kaldığım ikinci deniz...
Bir daha ki yazlara inşallah...
geldim geldim!
Güzel bir açılış, bir dünya fotoğraf yükledim yüklerken oturdum başında bekledim hatta o arada aylini bile uyutmayı başarabilip şuraya iki satır yazmaya koyuldum ki parmağımın ters bir hareketiyle bütün fotoğraflar silindi....tekrar yükleyeceğim elbette ama şimdi hazır aylin de uyumuşken az da olsa yazayım...
Kötü oldu bu iş, çok uzak kaldım artık içimde yazmaya dair ne kadar kuvvetli hisler varsa da bir o kadarı da beni cümle kurmaktan alıkoyan hislerin olması...nasıl bir ruh halidir bilmiyorum ama sanırım üzerine giderek toparlayacağım...
Uzunca bir süre oldu belki çocuklar olmasa 3 ay önce ne yazdıysam şimdi de değişen hiç bir şey olmamış gibi buraya aynılarını yazardım kendime dair.. ama evde büyüyen iki çocuğun varsa hayatında da çok değişiklik var demektir...Bu süper balık hafızamla hatırlayabildiklerimi yine çocuklarım ve kendim adına yazacağım burada...evet bu balık hafıza olayına girmişken gerçekten bu doğumlardan sonra hepten okuduklarımı da unutur oluyorum :( çok mutsuz ediyor beni bu durum çünkü merak edip öğrendiğim bir şey dahi olsa bir kaç ay sonra "aa ben bunu okumuştum, biliyordum :( " hallerine düşüyorum ve sonuçta hatırlayamıyorum...kendi kendimi tedaviye giriştim sözde "b" vitamini alıyorum o da düzenli alsam belki işe yarayacak... ama neyse fırsat bulursam bu konuda bir dr. kontrolunden geçeceğim inşallah.
evet tatillerimiz bitti...okullar kapanıpta çatalcada başlayan tatilimiz arada bir antalya kaçamağı sonrası yine çatalcada sonlandı...şimdi artık okullu olduk yeniden, geçen yıl yaşadığımız heyecanlar yeniden depreşti ve 2. sınıfa başladık...umarım bu okul yılımız da hepimiz için önce sağlık, mutluluğumuzla, sonra da başarıyla geçsin. Yağmurla ilgili hikayelerim yine dopdolu ama zamanı geldikçe bu hikayeleri bloğuma tekrar alışma turlarında yazacağım...
Hep söylerim yazmaya ara verdikçe yazacak çok şeyim olduğunu ama yazamadığımı...durum yine aynı, aylinin sadece 1 saatlik uyuma süresi var ve inanın ben o 1 saatte kendimle ilgili ne gibi bir güzellik yapsam diye düşünüp duruyorum:) bu günkü süreyi bloğuma yazmakla geçireceğim ama sanırım bunun için en ideal zaman geceleri olacak...malum derin uykuların zamanı:)
Şimdi şöyle yapacağım fotoğraflarımı tekrar yükleyeyim, sonra onlar hakkında da bir şeyler yazıp bu postu kapatacağım, yarın ve ilerleyen günlerde uslu durup sözümü tutacağım ve yeniden yazan, yazmaya aşık kadın olacağım:)
Şimdi fotoğraflar yüklenirken ben de günlük ilk kahve kupamı elime almaya gidiyorum..
Bizi takip eden tüm blog arkadaşlarıma sevgilerimi gönderiyorum:)
Kötü oldu bu iş, çok uzak kaldım artık içimde yazmaya dair ne kadar kuvvetli hisler varsa da bir o kadarı da beni cümle kurmaktan alıkoyan hislerin olması...nasıl bir ruh halidir bilmiyorum ama sanırım üzerine giderek toparlayacağım...
Uzunca bir süre oldu belki çocuklar olmasa 3 ay önce ne yazdıysam şimdi de değişen hiç bir şey olmamış gibi buraya aynılarını yazardım kendime dair.. ama evde büyüyen iki çocuğun varsa hayatında da çok değişiklik var demektir...Bu süper balık hafızamla hatırlayabildiklerimi yine çocuklarım ve kendim adına yazacağım burada...evet bu balık hafıza olayına girmişken gerçekten bu doğumlardan sonra hepten okuduklarımı da unutur oluyorum :( çok mutsuz ediyor beni bu durum çünkü merak edip öğrendiğim bir şey dahi olsa bir kaç ay sonra "aa ben bunu okumuştum, biliyordum :( " hallerine düşüyorum ve sonuçta hatırlayamıyorum...kendi kendimi tedaviye giriştim sözde "b" vitamini alıyorum o da düzenli alsam belki işe yarayacak... ama neyse fırsat bulursam bu konuda bir dr. kontrolunden geçeceğim inşallah.
evet tatillerimiz bitti...okullar kapanıpta çatalcada başlayan tatilimiz arada bir antalya kaçamağı sonrası yine çatalcada sonlandı...şimdi artık okullu olduk yeniden, geçen yıl yaşadığımız heyecanlar yeniden depreşti ve 2. sınıfa başladık...umarım bu okul yılımız da hepimiz için önce sağlık, mutluluğumuzla, sonra da başarıyla geçsin. Yağmurla ilgili hikayelerim yine dopdolu ama zamanı geldikçe bu hikayeleri bloğuma tekrar alışma turlarında yazacağım...
Hep söylerim yazmaya ara verdikçe yazacak çok şeyim olduğunu ama yazamadığımı...durum yine aynı, aylinin sadece 1 saatlik uyuma süresi var ve inanın ben o 1 saatte kendimle ilgili ne gibi bir güzellik yapsam diye düşünüp duruyorum:) bu günkü süreyi bloğuma yazmakla geçireceğim ama sanırım bunun için en ideal zaman geceleri olacak...malum derin uykuların zamanı:)
Şimdi şöyle yapacağım fotoğraflarımı tekrar yükleyeyim, sonra onlar hakkında da bir şeyler yazıp bu postu kapatacağım, yarın ve ilerleyen günlerde uslu durup sözümü tutacağım ve yeniden yazan, yazmaya aşık kadın olacağım:)
Şimdi fotoğraflar yüklenirken ben de günlük ilk kahve kupamı elime almaya gidiyorum..
Bizi takip eden tüm blog arkadaşlarıma sevgilerimi gönderiyorum:)
ve işte tatilimizin ilk günü veee aylin kuma basarrr:)
Abla kardeş yayıldılar yoncaların üstüne ama aklımız havuzda kaldı bu kareler çekilirken:)
Titreyen göl...ama hali içler acısıydı onu ayrı bir konu başlığı yapacağım:(
yummy yummm toplara yumulan kız:)
anne ve kızları poz peşinde:) ortadaki hariç.
Hayat sana güzeldi tatilde bebeğim, tatile gelmeden önce hep şu son karenin hayalini kurdu yağmur, kokteylini alıp havuz kenarında içme hayali, bütün hayallerini gerçekleştirdi yavrukuşum, tatilin 3. gününde sanırım güneş alerjisi oldu, bütün suratı şişti kuzumun, güneş dedim ama biz havuza da bağlayıp gözlük edindik sonrasında, bu sayede dalarak suyun altında da yüzmeyi başardı miniğim, bayağı geliştirdi kendini.
Her şey çocuklukta...o cesareti buldun mu kimse tutamıyor seni ama büyüyüp korkuların çoğalınca cesaret de edemiyor insan çoğu şeye...o yüzden yağmurun erken yaşta kazandığı her beceri benim için sonsuz mutluluk ve övünç kaynağı oluyor...
Tatil de daha çok resmimiz var ama şimdilik bunlarla idare edelim.
Aylinse ilk tatilinde bize huzursuzluk yaratmadı, suya girmeye yağmur kadar hevesli olmasa da ortama ve bize uyum sağlayan bir çocuk oldu bu yüzden ayrıca teşekkürü haketti 20 aylık minnoşum:)
Çocuklarla benim tatilimin en güzel yanı ise odadan çıkınca arkadaki dağınıkları düşünmemem ve "ay ne yicez?" sorularının cevaplarını aramayışım oldu:) bu duygu da bana uzun uzun güneşlenemesem de, elime aldığım kitabı bitiremesem de yetti sayılır:)
Kısacası güzeldi, 2 yılın üzerine tatile gitmişiz olmasın mı :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Günlük hayatın diliyle bile bazen yazıldığında geriye dönüldüğünde ne çok şey anlatıyor şu satırlar. Aklımızda kalır sanıyoruz, hiç unutul...
-
Hale bak o zaman da çorba karıştırırmış:) saçların süpermiş annecik, dudağında da ruju var:) Yağmur 2 yaşında O ne sinirmiş acaba ağzında...
-
İşte yağmurun keyifli odasından kareler, biz hem çok sevdik hem de çok rahat ettik, bütün döküntümüzü alıyor.. Hani ikeadan resmini ekled...
-
Günlük hayatın diliyle bile bazen yazıldığında geriye dönüldüğünde ne çok şey anlatıyor şu satırlar. Aklımızda kalır sanıyoruz, hiç unutul...





















