6 Ekim 2022 Perşembe
22 Aralık 2020 Salı
Şimdi böyle erişte yaparken anneanneciğim geldi aklıma. Ne güzel olurdu vakti zamanında kendi yapardı, sonradan komşularına da yaptırıp bize gönderirdi. Her sene hiç aksatmadan bir yolunu bulup gönderirdi. Ne lezzetli olurdu o erişteler. Sapsarı bol yumurtalı. Doyamazdık yemelere.
Anneannem böyle bize her sene gönderirken aynı zamanda Melahat annemde yollardı. Onun gönderdiklerini yeterince sevmeyince sadece çorbalarda kullanırdım. Şimdi yeniden yaparken içim sızladı, artık yoksun, bize getirdiğin erişteler yok, senden başka kimsenin güzel yapamadığı gözlemeler yok, mantılar yok, beraber içebildiğimiz bir kahvemi yok.. Hiç birinin tadı yok anneannem...
Yine olmasın , yine yemeyelim ama sen olsan keşke anneannem... Seni çok özlüyorum.
10 Aralık 2018 Pazartesi
Şimdi çocukları yatırdım, üzerlerini örteyim diye odalarına girdim. Aylin ağlıyordu yattığı yerde. "Ne oldu?" diye sordum. "Büyükanneannemi düşünüyorum." dedi. "Üzülme Aylincim sen dua et dedim." "Ama dua etsemde canlanmayacak ki, keşke şu an onunla uyuyor olsaydım." Dedi. Beraber ağlamaya başladık. Bu sefer beni ağlıyor görünce bana üzüldü, "Ağlama anne" dedi...
Belki de Aylin aramızda en çok etkilenenlerden oldu, hep nereden bakarsan her gün seni anıyor, bir şekilde seni hatırlıyor. Ve sen söz vermiştin Aylin' e "Ölmeyeceğim Aylin' e söz verdim" demiştin bana...
Tutulmuyor bazı sözler anneanne... Seni çok özledim. Seni çok seviyorum...
8 Aralık 2018 Cumartesi
Anneannem. .. 7 Ekimdi bundan sayısal olarak 2 ay, 59 gün önce. Pazar günüydü annane,
evdeyiz, çok ta halim, mecalim yok. Beklemekle beklememek arası bir ayrımda, o insana dünyayı dar eden bir duygunun boşluğundayım...Bir insanın hayatının asıl nasıl boşluğa düşüşünü çalan bir telefonla hissediyorum.
.
.
.
Seni en son 3 Ekim gecesi gördüm yoğun bakım odasında, şimdiye kadar çaresizliği iliklerime kadar hissettiğim tek andı. O geceden sonra bir daha yanına gelemedim. 7 Ekimde belki de hiç istemeden bizi bırakışının ardından da hiç göremedim, görmeyi yüreğim almadı.
.
Şimdi tüm bunları yazarken... Geçen 59 gün, kocaman bir boşluk.
İyi olana inandırmaya çalışıyorum kendimi. İyi benim annanem diyorum, duyuyor beni diyorum çünkü ben hep o gecelerde seni görüyorum rüyamda, hep güzel hep en güzel.
24 Mart 2017 Cuma
Geçmiş doğumgünü...
17 Haziran 2015 Çarşamba
Çok kısa...
Büyüdük biz...Hatta yazmayalı kocaman olduk, Yağmur'um 9 yaşındayken, Aylin'im 3,5 yaşında oldu...
Neler mi yapıyoruz? Önce Yağmurumu anlatayım. Koca bir okul yılını daha geride bırakarak 4. sınıfa geçmiş bulunduk...O kadar hızlı geçti ki seneler daha dün minicik ayakkabılar alırken ben kızıma, şimdi takma tırnaklar alır oldum:) çok heves etmişti kışın, rengarenk tırnaklar satılıyor minicik minicik, tatil olunca alırım diye söz vermiştim nitekim aldık iki gün zor dayandı çünkü istediği gibi hareket edemedi tabi, nihayetinde daha çok çocuk:) Çok uç istekler değilse istediği şeyler hevesi kırılmasın diye yapmaya, yapmasına izin veriyorum çünkü hepsi aslında bir heveslik varsın çocukluğunda da istediklerini yaşasın.
(Günlük yazınca daha rahat oluyor böyle birikince ne anlatacağımı şaşırıyorum...)
Aylinim ise tam bir sevgi yumağı kıvırcık saçları, boncuk kara gözleri ile evin içinde koşturup duruyor...henüz okula başlamadı Eylül ayında okula başlayacak inşallah. sanmıştım ki ikinci çocuğum da birinci gibi olur ama büyük yanılgı. Aylin ablasına nazaran çok daha bıcırık, huysuz, cadı bir çocuk. Yağmur'un bu kadar olgun olması en büyük şansım yoksa günler çok zor geçerdi bizim için....
Dediğim gibi günlük olarak yazarsam daha iyi olacak, şimdi pilav yapmam gerek, akşam oldu:)
Günlük hayatın diliyle bile bazen yazıldığında geriye dönüldüğünde ne çok şey anlatıyor şu satırlar. Aklımızda kalır sanıyoruz, hiç unutul...
-
Hale bak o zaman da çorba karıştırırmış:) saçların süpermiş annecik, dudağında da ruju var:) Yağmur 2 yaşında O ne sinirmiş acaba ağzında...
-
İşte yağmurun keyifli odasından kareler, biz hem çok sevdik hem de çok rahat ettik, bütün döküntümüzü alıyor.. Hani ikeadan resmini ekled...
-
Günlük hayatın diliyle bile bazen yazıldığında geriye dönüldüğünde ne çok şey anlatıyor şu satırlar. Aklımızda kalır sanıyoruz, hiç unutul...


