6 Ekim 2022 Perşembe

İşte yeni kitaplığım, 1 sene sonra inşallah bu da yetmez diye diliyorum kendim için:)

Bugün güzel uyandım keyfim yerinde, uyanır uyanmaz kitapları yerleştirdim, bazılarını ayırdım elden çıkaracağım onları...

Devam..

Yaaa bu postu ben ne zaman taslak halinde bırakmışım bilmiyorum 2020 aralık yazıyor ama sanmıyorum bu çok eski kitaplığım benim...

Dileğim kabul olmuş, çok çok kitabım var artık:) 
Bu kitaplığı duvardan duvara yaptım, evimin hol kısmındaki bütün duvarlarım kitaplarımla doldu.
En kısa sürede buraya ekleyeceğim fotoğrafı:)

Evimin her köşesini sevsem de kitaplarımla olan bu bölümü ayrıca çok seviyorum. artık Yağmurumda bu kitaplıktan kitap okuyor öyle mutlu oluyorum ki...
Bu blogda onun en minik halleri varken şimdi 11. sınıfta 16 yaşında kocaman bir kız oldu...
Bebekliğinden beri beni hiç yormadı, bu zamana kadar ki dönemlerinde elbette zorluklar yaşadık ama hep birbirimizi anlayarak bu yolda yürümeye devam ettik..
Yağmurun gözünden bakacak olursak eminim daha sıkıntılı anlatacaktır bu dönemleri ve evet eminim bende hak vereceğimdir :)

Zaman çabuk geçiyor, her şey değişiyor, değiştikçe yenileniyoruz...yenilenmek bazen iyi anlamda olsa da bazen de yaşadıklarımızla beraber hayata karşı daha da katı olabiliyoruz. 

Anneannem öldü..
Yazmıştım zaten..
Ölmek ne kadar net bir kelime değil mi..
Önü, ardı, arkası yok..u
Yarın 4 yıl olacak..4 koca yıl. 
Dün Aybarsın fotoğrafındaki anılarda Eylül 2018 Aylin'in ilkokula başladığı yıla ait fotoğrafını gördüm..Biz o gün hastaneye gidecektik, anneannem Aylin'i görsün istemiştim, okul formasıyla...Ama sokamamıştım hastaneye...
Söz vermiştin ya anneanne Aylin'e "Ölmeyeceğim ben" diye :)
Sen sözünü tutamadın, 
Aylin seni unutamadı..
Ona aldığın bir boyama kitabı vardı...sen varken hep boyardı o sayfaları, sen gidince yarım kaldı hepsi..
Gözünün içine bakar gibi bakıyor o deftere, senin onda bıraktığın anılar öyle kıymetli ki...
Yağmur öyle değil, belki çok içine attı onun duygularını öğrenemedim, çok ağladı ama kuruttu içinde belki de bilmiyorum. 

İşe başladım..Her şey öyle yarım kalıyor ki..

22 Aralık 2020 Salı

 


Şimdi böyle erişte yaparken anneanneciğim geldi aklıma. Ne güzel olurdu vakti zamanında kendi yapardı, sonradan komşularına da yaptırıp bize gönderirdi. Her sene hiç aksatmadan bir yolunu bulup gönderirdi. Ne lezzetli olurdu o erişteler. Sapsarı bol yumurtalı. Doyamazdık yemelere.  

Anneannem böyle bize her sene gönderirken aynı zamanda Melahat annemde yollardı. Onun gönderdiklerini yeterince sevmeyince sadece çorbalarda kullanırdım. Şimdi yeniden yaparken içim sızladı, artık yoksun, bize getirdiğin erişteler yok, senden başka kimsenin güzel yapamadığı gözlemeler yok, mantılar yok, beraber içebildiğimiz bir kahvemi yok.. Hiç birinin tadı yok anneannem... 

Yine olmasın , yine yemeyelim ama sen olsan keşke anneannem... Seni çok özlüyorum.


10 Aralık 2018 Pazartesi

Ah anneanneciğim ne derin yaralar açtın yokluğunla bir bilsen, biliyor musun? uyanık mısın? uyuyor musun? hiç bir şey bilmiyorum.
Şimdi çocukları yatırdım, üzerlerini örteyim diye odalarına girdim. Aylin ağlıyordu yattığı yerde. "Ne  oldu?" diye sordum. "Büyükanneannemi düşünüyorum." dedi. "Üzülme Aylincim sen dua et dedim." "Ama dua etsemde canlanmayacak ki, keşke şu an onunla uyuyor olsaydım." Dedi. Beraber ağlamaya başladık. Bu sefer beni ağlıyor görünce bana üzüldü, "Ağlama anne" dedi...
Belki de Aylin aramızda en çok etkilenenlerden oldu, hep nereden bakarsan her gün seni anıyor, bir şekilde seni hatırlıyor. Ve sen söz vermiştin Aylin' e "Ölmeyeceğim Aylin' e söz verdim" demiştin bana...
Tutulmuyor bazı sözler anneanne... Seni çok özledim. Seni çok seviyorum...

8 Aralık 2018 Cumartesi

Kalan...



Anneannem. .. 7 Ekimdi bundan sayısal olarak 2 ay, 59 gün önce. Pazar günüydü annane,
evdeyiz, çok ta halim, mecalim yok. Beklemekle beklememek arası bir ayrımda, o insana dünyayı dar eden bir duygunun boşluğundayım...Bir insanın hayatının asıl nasıl boşluğa düşüşünü çalan bir telefonla hissediyorum.
.
.
.

Seni en son 3 Ekim gecesi gördüm yoğun bakım odasında, şimdiye kadar çaresizliği iliklerime kadar hissettiğim tek andı. O geceden sonra bir daha yanına gelemedim. 7 Ekimde belki de hiç istemeden bizi bırakışının ardından da hiç göremedim, görmeyi yüreğim almadı.
.
Şimdi tüm bunları yazarken... Geçen 59 gün, kocaman bir boşluk.
Her geçen gün düşünüyorum, seninle geçen her günümüzü. Gökyüzüne bakıp bakıp diyorum ki kırdım mı hiç seni annane ? Üzdüm mü annane ? diyorum. Gökyüzüne bakıyorum ki bir nebze ferahlık duyabilmek için, belki bir kuş uçar diyorum tam sorularımın karşısında, belki cevabını bulurum diyorum... Affet annanem diyorum sonra böyle bir hıçkırık kalıyor boğazımda düğüm düğüm.
İyi olana inandırmaya çalışıyorum kendimi. İyi benim annanem diyorum, duyuyor beni diyorum çünkü ben hep o gecelerde seni görüyorum rüyamda, hep güzel hep en güzel.
İnsanın yüreğine acı yerleşmeye görsün, geçmiyormuş annane. Çok özledim seni, kokunu, bakışını, sesini... Sesin kalsaydı bari bi tek,  tek sesin...

24 Mart 2017 Cuma

Seneler sonra olur da okursan Aylinim belki de bana çok sitem edersin, ablama yazmışsın bu kadar da benimle ilgili neden yazmadın diye...Ama her şey değişiyor...affet beni ama kırılıyoruz, yorgunluklarımız artıyor, güçlü olduğumuzu sandığımızda aslında ne kadar zayıfmışız bunu fark ediyoruz...Bazen her şeyden geçmek zorunda kalıyor insan...İnandıklarından, değerlerinden ve bazen sırtını dönüp gitmek o kadar kolay oluyor ki sen bile kendine şaşırıyorsun. hani o çok güvenli kozan var ya hani hiç çıkmam, çıkamam dediğin ...Öyle çıkıyorsun ki attığın adımlarının değerini sorguluyor oluyorsun...
 Son zamanlarda kendimi fazlasıyla yorgun ve fazlasıyla kendimi tanıyamadığım bir yerde görüyorum. çok özlüyorum mesela çok uzak değil yakın bir geçmişte seni pusetine koyup dışarı çıkarttığım günleri ya da öğle uykularında küçük ellerini tutup yanağımı yanağına dayayarak uyuduğumuz hallerimizi... Nedense hep başımı çevirip hep oraya bakıyorum ben...


Geçmiş doğumgünü...

Canım kızım benim, 

Hayallerimiz vardır hani hepimizin, hani senin almak istediğin bir oyuncak gibi ya da gitmeyi istediğin bir tatil gibi...Benim de bir hayalim var, hayatımın sonuna kadar sizinle olmak... bir gün ak saçlı bir anne olduğumda inşallah, karşımda ellerimi tutan bir sen'im bir olsun istiyorum, gözlerinin içine baktığımda tıpkı bugünkü gibi ışıldayan kocaman gözlerin olsun istiyorum karşımda bana bakan...

Seni çok seviyorum, kelimelerin ifade edemeyeceği, bazen benim bile ifade edemeyeceğim kadar çok seviyorum, Annelik hiç bir şeye yetişememektir ya, bazen sevgime bile yetişemiyorum sanıyorum...Sanki o önde uçan bir kelebek bense onu yakalamaya çalışan küçük bir çocuk misali...

Artık 9 yaşında oldun, Seni kucağıma alalı tam 9 yıl olmuş, daha dün gibi hatırlarım kucağıma geldiğin an'ı...yumuk yumuk gözlerin, Hayata yorgun gelişin, minicik ellerinin gücüne şaşırdığım sımsıkı tutunuşun bana...

Zaman çabuk geçiyor bense zamanın getireceklerinden korkak yaşıyorum... 

Dilerim ki, güçlü, kararlı, yürekli, cesaretli dimdik ayakta durabilen bir kadın olursun büyüdüğünde de...İçindeki çocuğu kaybetmeden, çocukluğundaki anılarını unutmadan, yaşamına kendi başına yön verebilen bir yetişkin olursun...

Acılar da olacak hayatında, yenilgilerde, haksızlığa uğradığını da düşüneceksin, çırpınacaksın belki ama eline hiç bir şey geçmeyecek, pişmanlıkların olacak geriye dönüp baktığında, keşkelerin olacak sızım sızım sızlandığın, hayat hep tatlı tatlı gülümsemeyecek yüzümüze, işte bu zamanlarında unutma ki senin ellerini tutan, ağladığında sana sarılan, her zaman seni yaşadığın tüm kırgınlıklarınla sahiplenecek bir ailen olacak yanında....

Sen benim ilk miniğimsin, bana anneliği yaşatan ilk gözağrımsın...Biliyormusun? hiç büyümeyeceksin, ben her gece gelip sen uyurken ayaklarını öpmeye devam edeceğim, yüzünü öpmelere doyamayacağım, Senin yeni bir şey öğrendiğinde ağzını açıp şaşkın şaşkın bakışlarını izlemeye devam edeceğim...

Ve şunu da bil ki bir abla olarak, kardeşine yaklaşımında  olgun, anlayışlı ve hep bana yardımcı olan duruşunla seninle gurur duyacağım....Senin gibi bir evlada sahip olmak benim en büyük şansım, Hayatta yaptığım en güzel en doğru şey Sen ve kardeşin....Sizi çok seviyorum...

Şansın , bahtın açık osun güzel yavrum...İnşallah nice yaşlarını görüp nice mektuplar yazarım sana, İnsana sadece anıları kalıyor büyüdüğünde çünkü, İnşallah sen de güzel anılar biriktirirsin yaşamın boyunca, 
İnşallah sağlıklı, mutlu, güzel bir ömrün olur, 
Ve O ömrün boyunca hep elele kalmak dileğiyle benim güzeller güzeli kızım....

İyi ki doğdun!





17 Haziran 2015 Çarşamba

Çok kısa...


Büyüdük biz...Hatta yazmayalı kocaman olduk, Yağmur'um 9 yaşındayken, Aylin'im 3,5 yaşında oldu...

Neler mi yapıyoruz? Önce Yağmurumu anlatayım.  Koca bir okul yılını daha geride bırakarak 4. sınıfa geçmiş bulunduk...O kadar hızlı geçti ki seneler daha dün minicik ayakkabılar alırken ben kızıma, şimdi takma tırnaklar alır oldum:) çok heves etmişti kışın, rengarenk tırnaklar satılıyor minicik minicik, tatil olunca alırım diye söz vermiştim nitekim aldık iki gün zor dayandı çünkü istediği gibi hareket edemedi tabi, nihayetinde daha çok çocuk:) Çok uç istekler değilse istediği şeyler hevesi kırılmasın diye yapmaya, yapmasına izin veriyorum çünkü hepsi aslında bir heveslik varsın çocukluğunda da istediklerini yaşasın.

(Günlük yazınca daha rahat oluyor böyle birikince ne anlatacağımı şaşırıyorum...)

Aylinim ise tam bir sevgi yumağı kıvırcık saçları, boncuk kara gözleri ile evin içinde koşturup duruyor...henüz okula başlamadı Eylül ayında okula başlayacak inşallah. sanmıştım ki ikinci çocuğum da birinci gibi olur ama büyük yanılgı. Aylin ablasına nazaran çok daha bıcırık, huysuz, cadı bir çocuk. Yağmur'un bu kadar olgun olması en büyük şansım yoksa günler çok zor geçerdi bizim için....

Dediğim gibi günlük olarak yazarsam daha iyi olacak, şimdi pilav yapmam gerek, akşam oldu:)


  Günlük hayatın diliyle bile bazen yazıldığında geriye dönüldüğünde ne çok şey anlatıyor şu satırlar. Aklımızda kalır sanıyoruz, hiç unutul...