21 Eylül 2012 Cuma



Şu güzelliğe bakın, ağıza, buruna, saça, taca, şekle, şemale...bir de elbiseye, evet ayaklarımız kocaman ama biz de kocamanız napalım...Bu arada resmin öznesi Yağmurken arkadakiler bu resimde figuran:) arda  gidiyor peşine de aylin gidiyor...Yağmurum bugün okulda 1. haftasını tamamlıyor, çok sıkılıyor ama son iki günde biraz daha alışsa da sürekli boyama, kesme yani anasınıfı etkinliklerini yapıyor olmak onu çok bunaltıyor, yine de ilk günler onları da yapmadıkları için daha kötüydü, şimdi ders yapıyolarmışda çok ta canı sıkılmıyor....her gün okula giderken kapıdan çıkınca söylediği ilk cümle şu " yine zor bir gün" ya da "yine sıkıcı bir gün" aslında bu kadar da sıkılmazdı bu yeni eğitim sistemi başımıza bu işleri açmasaydı eğer...hala o kadar kızgınım ki ama artık ilk gün nasıl fayda etmiyorsa sözlerim şimdi de söylemek bizim açımızdan pek fark yaratmıyor...bir yola soktular insanları bunun adına da düzen dediler, yasa dediler, avrupa dediler (!) hiç bir şey olmuyor olan çocuklarımıza oluyor...sözde biz de bu kusursuz altyapıyla avrupalı oluyoruz....
Neyse, biliyorum ki benim miniğim güzel kızım bunların da üstesinden gelecek, her şey daha güzel olacak....
Posted by Picasa

Murakami!

 
Posted by Picasa

Dehşet kitabım işte bu ve yine Murakami, tam 1256 sayfa ansiklopedi gibi değil mi:) alırken hiç ben bunu nasıl okurum demedim, öyle bir okuyorum ki, evet aylinle çok hızlı değilim ama onu uyuturken, emzirirken , ve kendim uykuya dalmadan önce okuyunca valla öyle dinlendirici ve keyifli oluyor ki benim için...
 yine fantastik murakami ama çok ama çok güzel, henüz 200 lerdeyim taşlar yerine oturmadı pek ama ilerliyorum zamanla işte:)
Japonya da 3 cilt halinde basılmış aslında, bizimkiler bulunca kitabı "hoh " dedirtmişler yani alanlara...
Neyse yine aylin ve yine yarım yazı:) devam edeceğim....



Bundan bir ay önceydi, cevahirde yağmur'la gezerken yağmurun canı pizza çekti biz de anne kız pizza yemek için oturduk, iyi ki de oturmuşuz,  o sırada işte ezgiyi gördük, ezgi yağmurun meşe palamudundan arkadaşı, orada biraz görüştükten sonra onlar çıktılar, ertesi gün ezginin bakıcısı hattiş bizi aradı, o da çok tatlı biri, ezgi yağmuru görmeyi çok istiyormuş, ya biz gelelim ya siz gelin dediler:) böylelikle yağmur-ezgi buluşmaları başladı, önce biz gittik sonra onlar geldiler, ezgi de yağmur gibi süse püse pek meraklı, kostümler giyinilip çıkıldı, makyajlar yapıldı, minicik bebeklerine havuz keyfi yaptırdılar, yüzlerini boyadılar, pastalarını yediler , çok güzel bir kaç saat geçirdiler, derken geçen hafta da yine meşe palamudundan yağmurun arkadaşı hristinanın doğumgünü vardı ona davet edildik, okuldan bir çok arkadaşı oradaydı, çok eğlendiler, böyle böyle arada buluşmaları çok iyi geliyor çocuklara, az değil 3 yıl aynı okula gidip geldiler, bizden çok birbirlerini gördüler...Hem bana da iyi oldu onlar buluştukça ben daha çok mutlu oluyorum, biz de böylece yeni arkadaşlar ediniyoruz, okuldayken samimi olmadığım bu minik şeylerin anneleriyle şimdi bizler de güzel arkadaşlıklar kuruyoruz...
Hepsi miniciklerdi bundan 3 yıl önce, şimdi okullu oldular.....
 
Posted by Picasa

Hristina'nın doğumgünü (siyah etekli) Yağmur ve Dila (asıl kankalar) yeşillimizde Aral'ımız:)Dila'nın ikizi:)

Güzel bir partiydi, tam çocuklara göreydi, cipsler, krakerler, kavanozda balıklar, oyunlar, boyamalar, şarkılar, danslar ve tabi ki şeker hamurlu pasta, direk çocukların saldırısına uğradı:) herkes sevmiyor bu pastaları, evet ben de yaptığım halde yiyemeyenlerdenim ama bu tatlı çocukları mutlu etmeye yetiyor hem görsellikleriyle hem de tadıyla:)

Makinemin şarjı bittiği için çekemedim:(

17 Eylül 2012 Pazartesi

 
Posted by Picasa


Miniğim, ilk göz ağrım bugün okula başladı, aslında 1 hafta olsa da başlayalı bizim için bugün ilk gündü, çünkü ilk kez onu baş başa bıraktım kendisiyle...okulda sıra oldular ve sırayla öğretmeni içeriye aldı yağmurumu ve arkadaşlarını, Yağmur okul kapısından giripte gözden kaybolunca ben de o an kendi içimde kayboldum gözyaşlarımla....Her anne gibi evet ben de çok sevinçliydim, heyecanlıydım ama zamanın gözlerimin önünde akıp gitmesine gülümseyerek seyirci kalamadım, benim gözbebeğim, her şeyden sakındığım güzel yavrum okullu olmuştu, daha dün badi badi yürürken  aynı sokaklarda, bugün o sokaklardan okul formasıyla geçişimize sakin kalamadım...
Aslında bir süre daha yazamayacağım, içimde çok şey birikti ama bugün bu duygularımı bir şekilde aktarmam gerekiyordu bu sayfaya...
Zaman çok çabuk geçiyor, aylinim 8 ayını bitirirken yağmurum okula başladı, her şey dün gibi hafızamdayken bir yandan da bu kadar çabuk  eskidiğimize, büyüdüğümüze üzülüyorum....gün gelecek bugünlerde böyle geçecek gözlerimin önünden ve ben o gün aylinimi okul kapısından göndereceğim yine ayrı bir hüzünle...

Günler günleri kovalıyor yağmurum, daha dün bir bebektin kucağımda, benim için bebeklerin en güzeliydin, hala da öylesin, yüreğimi buruk buruk eder her bakışın, gözlerinin içine bakarım sen farkında değilken, düşerim birden senin oyununun içine, orada görürüm senin o minik kalbinde ki kocaman dünyanı...

Seni çok ama çok seviyorum dünyalar güzeli kızım.....

31 Ağustos 2012 Cuma

O kadar fedal (pedal) çevirmiş, o kadar yorulmuş, hala ona bisiklet süremiyorsun diyorlarmış, hep üzüyolarmış onu :( 

cık cık cık çocuğumu ağlatmış abisi...bir de dedesi...
İyi ki Yağmur'u doğurmuşum ya iyi ki Aylini'de doğurmuşum, doğurmak deyince böyle ağzımın içi doluyor o kadar büyük geliyor ki harfler birbirine dolandıkça, kendimi çok mutlu hissediyorum böyle söyleyince...

Şu anda ben aylini uyutuyorum odada, içeriden yağmurun konuşmaları duyuluyor, düşünüyorum sadeceşu an, tıpkı geri gelemeyecek tüm anlar gibi; onun ağzından çıkan o minik kelimeler, nasıl da güzel geliyorlar kulağıma..

Geçenlerde de yürürken düşündüm ne kadar da mutlu olduğumu, aylinle beraber hayatım ne kadar zorlaşırsa zorlaşsın benim onun doğumuyla, iki kızım olmasıyla, aslında eskisinden ne kadar da çok mutlu olduğumu  düşündüm, içim bütün bu mutluluklarla doluyken her geçen gün sanki ömrüm uzuyor onları sevdikçe, onlara baktıkça, doyurdukça, besledikçe, anne oluşumla...
Dilerim ki herkes yaşasın bu mutluluğu, dilerim ki kızlarımda büyüyüp "anne" olduklarında onlarda böyle güzel çocuklara sahip olsunlar, mutlu olsunlar..


Biz yine Çatalca'dayız, anneannemin Ankara'dan gelişiyle hep beraber burada olmak istedik, iyi de oldu ben az biraz daha tembellik yapıyorum burada:) oysa yapılacak dünya kadar işim var beni bekleyen...kızlarımla ilgili anlatılacak da  çok şey var ama yakında  düzenimi kuracağım, çok daha fazla yazacağım, malum sonbahar gelişini kendince müjdeliyor, özledim ben ruhumu saran o gri bulutlarımı, üzerime çöken o hüznü...o yüzden çok ama çok yazacağım...ayrıca bir kitap daha bitirdimmmm J.M Coetze "yavaş adam" ....şimdi sırada benim canım Haruki Murakamimin yeni romanı var,"1Q84" ilk işim onu ısmarlamak olacak, heyecanla bekleyeceğim okumayı...

Neyse burada kucak üzerinde ancak bu kadar yazabiliyorum....saçlarım uzuyor, uzadıkça eski halim geri geliyor, onları tepemde toplamak hoşuma gidiyor....


11 Ağustos 2012 Cumartesi

Minik aylinimin çorabı kalmış yatağın üstünde, yağmurumunsa yastığı...yağmurum bu gece yere yatak yaptı orada yatacak..
3 haftadır çatalcadayız, buraya geleceğimi biliyordum da bu kadar kalacağımı hiç tahmin etmiyordum ama buranın sessizliği, rahatlığımız, çocukların havuz olayı derken kaldık...şimdi heyecanlıyız bu hafta sonu evimize dönüyoruz, insan ne kadar anne babası da olsa yanındakiler evini özlüyor işte...sanki 25 yıl onlarla aynı evde yaşamamışım gibi insanda ister istemez bir rahatsızlık oluyor..kendi evin ne de olsa her şey sana ait, kendi dünyan, koltuklarının sıralanışı, tabakların, çatalların dizilişi, banyoda ki sabun kokun, evimin içinde dağılmış yığınla oyuncak, birikmiş çamaşırlar...işte beni bekleyenlerden sadece bir kaçı...Alışkanlıklarımız işte , biz mi onların peşinden koşuyoruz onlar mı bizi bırakmıyor bilmiyorum...
İşte mesela internet..ne işi var bu dağın başında internetin ama dayanamadım, burada işte, sözde her güne yazma planım vardı ama kaç hafta geçti ben daha ilk kez yazıyorum...bazı alışkanlıklar da şart işte tıpkı internet gibi...
Neyse benim şekerlemelerimden bahsedeyim, biri Aylin ki artık çok ama çok tatlı...6,5 ayımız bitti..9 gün sonra tam 7 aylık olacak, doğdu doğacak derken, güldü gülecek derken işte şimdi  hepsi gözlerimin önünde bebeğimin...benim artık klasik hallerimden biri 'aslında yazacak çok şey var ama...' diyeceğim artık çok fazla vaktim yok...:) o da olacak ama bu günleri de atlatacağım yakında o zaman da kendimle ilgili çok güzel şeyler yapacağım:)
Yağmurumsa burada havuzdan çıkmıyor donuyor, dudakları morarıyor ama su kuşum benim sürekli suda, aylinimde çok seviyor, su soğuk çok sokmuyorum ama girince de çıldırıyor miniğim benim...Yağmur da arada çok sıkılıyor buradan ne de olsa şehir insanı :) akmerkezi özlüyormuş ne varsa akmerkezde de yani hiçç maksat gezmek işte, iyi alıştı anasıyla kızım kahve dünyalarında dolaşmaya eh haliyle onu ister:) alem kız, yağmurda macera bitmez, laf tükenmez, otur dinle:)şimdi sezon açılacak kızım maça gidecek babasıyla yuppiiii, sonunda...bu işe en çok aybars sevinir oldu, 8 yılda beni alıştıramadı da şu futbol olayına, kızı oldu onun gibi bir fanatik, geçen sezon yenildikleri zaman küsüp oturduğunu bilirim yağmurun, gidip babasıyla maç izlerdi, bazı geceler yenildiklerinde aybars artık yenildik demiyordu üzülmesin diye, yoksa bütün gece somurtup oturuyor, şaka yapmıyorum o derece:)
yazım kurallarını hiçe sayıyorum bu gece, zaten popom ve bacaklarım bilgisayarın ateşine uğradı, bir de karanlık zaten ..
Benseeeeeee ben napim işte pelin aynı pelin debelenip duruyorum, hala kitap okumayı çok özlüyorum ve hala elime kahvemi alıp bir de ince kent sigaramı alıp keyif yapmayı özlüyorum ama aylinim hala emiyor o emdiği sürece ben bu keyfe ara veriyorum...bir gün bu özlemle anacağım günleri sıkıntıyla yaşamak istemiyorum hiç bir zaman...

bugün bir yerde okudum neydi dur bulayım heh;


Herkesin üç kişiliği vardır; ortaya çıkardığı, sahip olduğu ve sahip olduğunu sandığı. ve  bir de aslında sahip olmak istediği....etti 4

- Murat Menteş -


İşte böyle, kimse inkar etmesin:) herkes bu 4 lüyle yaşamasa da en az 2 siyle yaşıyordur...itiraf etmekten korkuyoruz hep ama içimiz bizi yanıltmıyor işte, bazen kaçtıklarını kovalarsın ama.... belki de her şeyi olduğu yerde bırakmak lazımdır...kimbilir....

Hadi anne uyusun artık, gece aylinin anlam veremediğim ağlamaları başlayınca bana yedek uyku gerek:) Yeni fotoğraflarımız haftaya belki de sonraki haftaya :)



  Günlük hayatın diliyle bile bazen yazıldığında geriye dönüldüğünde ne çok şey anlatıyor şu satırlar. Aklımızda kalır sanıyoruz, hiç unutul...