1 Eylül 2010 Çarşamba

Çarşamba

Bugün hava bayağı serinledi, sabah neredeyse kışlık gibi giyindirdim seni. seni aldığımız çiçekli kotunu giydirdim sana bir de yeni mor adidas ayakkabıların süper oldun:) alışverişe çıktığımda zaten gözüm sadece sana alsamlara takılıyor o kadar nefis şeyler oluyor ki bütün paramı sana harcıyorum bazen ve bundan dolayı hiç pişman olmuyorum mesela kendime bişey bakarken ayy uff pahalıymış deyip almadığım rakamlar sana olunca nedense para değilmiş gibi geliyor:) inşallah şimdi olduğu gibi her zaman sana her şeyi en azından ihtiyacımız olan gerek olan her şeyi her zaman alabilirim canım. bunun için keşke işim olsa da çalışsam ama şimdilik hala bir işim yok...15 ay oluyor iş başvuruları yapmama rağmen ses çıkmıyor ama umudumu yitirmiyorum elbet olacak bir işim ...

dün okuluna geldim yeni boyanmış yeni seneye hazırsınız ..sevgi dolu, güleryüzlü insanlar arasında gününü geçiriyor olman beni çok mutlu ediyor, geldiğimde sinema odasında minderlere uzanmış arkadaşlarınla film izliyordun...iyi ki bu okulu seçmişiz Yağmur'um biliyormusun bazen insanlar ve mekanlar bir bakışta her şeyi anlatıyorlar, bu okul dışında bir kaç okul daha gezdim evet içinde güzel olanlar da vardı elbet ama içimi kurcalayanda bişeyler hep oldu ama, senin okuluna gelince ama büyülendim resmen bu okulun fiziki görünümünden değil aslında karşılama, yaklaşım, güleryüz, yaz dönemi olmasına rağmen bakıcı değil de öğretmenlerin başınızda olması benim için beni etkileyen en önemli etkendi aslında ve hemen kararımı verdim bugün bir kez daha şükrediyorum Allahı'ıma yüzümü kara çıkarmadı ve mutlu olduğun için...

Dün seni okuldan aldıkltan sonra özge ve ardayı da alıp sahile indik sen oynadın parkta çok sonra hepimiz gidip yemek yedik ardından baban geldi sonra da dondurma yedik... güzel bir gündü..eve gelince seni banyo yaptırıp süt içirip yatırdım anında uyudun...okulda bu sene öğlen uykun olmadığı için çok yorulucaksın sanki:( ama araştırdım 3 yaşına kadar uyuma zorunluğun var ki sen 4 yaşına kadar da her öğlen neredeyse uyudun canım....

bugünde tekrar dışarı çıkacağım senin için bayram ayakkabısı almaya bir de hava çok serinledi anneannenin senin için diktiği kıyafetleri giyebilirsin umarım ama yedekte bişey daha almam gerek sana. işte bu işleri halledeceğim..

genelde her bayramda zonguldağa gidiyoruz, bazen sıkılmıyor değilim aslında hani başka yerlere gitsek te diyorum ama işte biraz imkanlar birazda babana kıyamadığımdan..doğal olarak o da büyüdüğü yere en başta da anne ve babasını görme hakkına sahip. senede 2 sefer de olsa gidiyoruz. olsun ben mutlu da oluyorum...nitekim orası babanın büyüdüğü yerler özlüyor hklı olarak...her zamn için kendini başkalarının yerine koyarak düşünmeği öğren yavrum bu hayatta insanlara kişiliklerine düşüncelerine saygı duyabilmeyi öğrenebilmen için çok önemli...herkes aynı haklarla doğuyıor aslında ama o hakları herkes kullanamıyor ne yazık ki..bu yüzden en başta anne ve bbanla beraber büyüdsüğün için şanslısın canım kzıım Allah'ım inşallah sana ve bize hayırlı sağlıklı ömürler versin hep yanında olalım...

şimdilik gidiyorum canım...

öpüyorum seni güzel kızım.....



he bir de bu arada sabaha karşı uyanıp yanımageldin "anne çişimi yaptırırmısın?" diye...yaptırmaz mı annen güzel yavrum:)

31 Ağustos 2010 Salı

Salı

Canım kızım bugün tekrar okula başladın yeni bir sene başladı bizim için yine..eskisinden hiç bir şey kaybetmeden bir heves gittin bugün okula yine..."Baler beni tanıyacak mı acaba?", "Dilara okulda mı acaba?" gibi sorularının cevabını artık bugün alırsın bebeğim. sen gidince evimiz birden bomboş oldu...sen olunca sabahları kahvaltıydı oyundu televizyondu ve bu gün neler yapacağımızı konuşarak geçiriyorduk günlerimizi...ama annecik şimdi kaldı tek başınaaa.
Bugün sana ayakkabı bakmaya gideceğim babaya da pantolon belki kendime de bir şeyler bakarım. anneannen şeker bayramı için sana birbirinden güzel 3 elbise dikiyor umarım havalar birden serin olmaz da rahatça giyersin elbiselerini.
Yazmayalı yine çok oldu:( artık sadece sen görebileceksin sana yazdıklarımı. sene sonu gösterin olmuştu haziranda bak onlardan hiç bahsetmedim:( bir bakıyorsun unutuluyor her şey, bazen küçüklüğüne dönüyoruzda babanla konuşurken "aa evet öyle bir şey vardı ya da öyle bir şey söylüyordu Yağmur" diyorum yani hatırda kalır gibi düşünüyor insan ama her şey siliniveriyor hafızamızdan...o yüzden yazmanın gerekliliğini bir kez daha anladım..

sessiz evimizde fazla kalmayım bugün sensiz de dışarı çıkmak sanki vicdan azbı gibi bir şeyler oluyor ne bilim seni bırakmışımda ben geziyorum gibi:( sonra diyorum eğitiminin sağlıklı olması için oradasın ve orada mutlusun...işte buraya nokta koyuyorum çünkü evet mutlusun gerisini düşünmek istemiyorum..
sağlıcakla kızım.

2 Haziran 2010 Çarşamba

Biz'siz sen ve Kapadokya

Yağmurum, hafta sonu Şafak abinin bisikletinde beraber gezerken ayağın pedallara sıkışmış ve yaralanmışsın kuzum, şu anda ayağında yara var, yara dert değil kurudu ama şişlik ve morarma var bundan dolayı okuluna gidemiyorsun ve ayağının üzerinde çok durmaman gerekiyor:( seni yatırmak ta pek mümkün değil ama yine de evde daha çok dinleniyorsun... Kapadokya tatilimin dönüşünde biraz alt üst olmuş herşey ama olsun Allah beterinden saklasın canım...bugün evdeydik ben kursa gidemedim sende şu anda saat 18,52 ve uyuyorsun, odan allak bullak daha odanı toplamamız gerek:(

Yine koşturmacalı hayatımız devam ediyor, ben kursa başladım (KPSS) haftanın 3 günü akşamları kursa gidiyorum sen okul çıkışında bu günlerde anneannene gidiyorsun servisle, kurs çıkışı seni gelip alıyoruz...biraz karıştık ama olsun geçici şeyler ...

Sensiz bir Kapadokya gezisi yaptık, seni götürmeme nedenimiz bu gezinin bir kültür gezisi olmasıydı ve götürseydik eğer zaten çok keyif alamayacağın gibi bu kadar yoğun bir tempoda otobüslerde mutsuz olacaktın ama sen yetişkin bir genç kız olduğunda seninle başbaşa böyle bir gezi yapacağıma sözüm olsun:)

Çok güzel bir gezi oldu. Kapadokya gizemli, mistik bir bölge, insanların yaptıkları akıl almaz yeraltı şehirleri bizi çok büyüledi, yine ibadet yerleri, kiliseler, manastırlar, düşünce biçimleri de etkileyiciydi...
İlk gün Ihlara vadisi, Derinkuyu yeraltı şehirleri, Üç Güzeller Peri Bacaları, Turasan şarap mahzenleri, Asmalı konak ve Narlıkuyu Krater Gölü gezi yerlerimizdi, çok yorulduk bayıldık yattık:)

Narlıkuyu Krater Gölü Arka kısımdaki yeşil alanda yerin altından 60 derece sıcaklığında su çıkıyormuş.


Narlıkuyu Krater Gölü

Üç Güzeller peri bacaları Sol önde büyük olan baba yanındaki küçük olan çocuk ve arkadaki anne oluyor

Ihlara Vadisi

Ihlara Vadisi (Bu vadi yerleşim yerlerinden biriydi , içerisinde çok sayıda kilise vardı bizim gezdiğimiz kiliseler içerisinde, Ağaçaltı kilisesi, Sümbüllü ve Yılanlı kilisesi vardı

Eski yerleşim yerlerinden biri


Turasan Şarap Mahzenleri, özel fıçılar, kaliteli şaraplar burada bekletiliyor

2. gün Çanak atolyesi, Hacı Bektaş-i Veli Türbesi, Halı atolyesi, Dervent, Zelve Vadisi, Paşabağ bölgelerini gezdikten sonra akşam Türk gecesine gittik, orada as lı olmayan semazenleri izledik ve bir çok yöreden folklor gösterisi izledik açıkçası çok ta beğenmedim işin özünde sahtelik vardı samimiyetten uzak ve bence laçkalaştırılmış bir gösteriydi, kimse işinin ciddiyetinde değildi.

Deve:) (Dervent adını buradan aldığı söyleniyor)

Dervent'te annekuş:)

Hacı Bektaş-i Veli Türbesi

Mısır'lı Semazen


Arkamda Erciyes ve annekuş

Güvercinlik Vadisi ve ben:)


Arada anlatamadığım çok şey var tabi ki ama 3. güne gelince de kısaca Göreme açıkhava müzesi, Onyx taş atolyesi(bittiğim yer),Tuz Gölü....

Tuz Gölü

Tuz Gölü

Bölgenin en büyük kilisesi Tokalı Kilisesi

Yerleşim yerlerinde yemekhanelerden biri

Kızlar Manastırı

Söyleyecek çok şey bakılacak çok fotoğraf var şimdilik sana anısı kalsın diye bu kadarını yapabiliyorum canım kızım, ilerde bir gün güzel günlerinde inşallah sana armağan edeceğim bu yaptıklarımı, not kağıtlarımı, defterlerimi...

Düşünceli kızım benim biz yokken yediği jelibonlardan 2 tanesini ayırmış bize...annesine çiçek toplamış, bebeğimsin benim herşeyim, çabuk iyileş olur mu?

19 Mayıs 2010 Çarşamba

İğneli

Geçen gün Kabalcı da gezinirken okudum bu şiiri çok hoşuma gitti...

İĞNELI
Anam babama aşık olmuş, Babam da anama.
Gezelim bu Çarşamba demiş babam.
Sür-dişli anam, öyle şık bir fistanı yok,
Ablasının nişanlığını istemiş ödünç,
Teyzem daha toplu, oturmamış üstüne entari,
Teyelle, iğneyle ayarlamışlar üstüne anamın.
Babam, kavilleri üzre, gelip Topkapı dışındaki evlerine
Anamı alıp, kaçbir tramvaylan aktarma, Bebeğe götürmüş o Afrodit'i.
Bebek sırtlarına çıkmışlar.
Babam oturtmuş anamı çayıra,
Denizi göstermiş, İyi şeylerden söz etmişler,
Derken öpecek olmuş anamı,
Anam çoktan razı.
Babam el atınca orasına burasına,
Fistandaki iğneler batmaz mı eline!
Ay! demiş bağırmış babam...
O gün, o çayırda, o an
Düştüğüm için ben anamın imgelemine,
Yaşamda da, şiirde de
Böyle iğneli konuşmaklığım..

Can Yücel

Bir nehirde iki kere yıkanılmaz - herakleitos

Bir nehirde iki kere yıkanılır mı istenilirse yıkanılır ama denildiği gibi her şey değişim içindeyse canlı da değişir, su da, doğa da... konunun özüne göre düşüncelerim değişir...

İnsanlar dünyayı anlamaya çalışırken bu zamanlarda görmüşler geleceği bence...

Bugün içim buruk biraz aslında ne zaman buruk değil ki işte, artık dünyadan haberim olmasın istiyorum dünya böyleyken, izlemeyim haberleri okumayım gazeteleri, ben yağmura bakayım onun dünyasına bakayım geçsin gitsin günler....Ama olmuyor işte dünyadan bi haber yaşanılmıyorda...

Maden ocağındaki 30 işçi...Başbakan açıklama yapıyor "bu işçilerimiz bunu göze alarak burada çalışıyorlar"?!?! Ama orada ölenlerden birisinin asıl mesleği aşçılıkken işsizlikten maden ocağında çalışmaya başlamış?!?

Habertürk yapmış haberlerini işçilerin... 3 yaşındaki bir çocuk babasının kuzusuydu şimdi anasına sorar "babam nerde?" diye...baban ölümü göze aldı yavrum gitti yerin 540 mt altına ne için? ekmek parası!

Allah rahmet eylesin Allah huzur içinde yatırsın onları cennet mekanında...burulur kalır işte insanın boğazına, yüreğine...

..............................

Kimse seni üzmemiş gibi sev demiş yine birisi...seviyorum zaten...insan bir kere "canım" dedi mi ondan nefret etmez zaten...ne gelirse insanın başına çaresizlikten gelirmiş...ama anlaması zor tabi...bu arada sadece dişi sivrisinek ısırırmış..bilmiyordum valla yeni öğrendim değişik geldi:)

Ben şimdi kitap okumaca yapıcam, Leyla yı...çok basit bir dili var yalnız yağmura okusam anlamamazlık etmez açıkçası...neyse başladık bitirelim gerçek yaşam öykülerini severim aslında
aslında konu da güzel daha öncede aynı konuyu sevdalinka da okumuştum Ayşe Kulin'le...benim için daha sarsıcıydı mesela... bu yazarı da ilk kez duyuyorum hakkında pek bişey de bulamadım açıkçası...ama asıl bundan sonra devam edeceğim yine Paul Auster:) serisini yapıcam demedi deme:)

.........................................

Şimdi Yağmur bana bir soru soruyor mesela ben ona evet anlamında "hı hı" diyorum o bana "evet?" bende ona "evet:)" illa evet kelimesini duyacak yoksa hı hı yı kabul etmiyor:)

Hımm bu arada haftaya da kpss kursum başlıyor resmi kurumlar beni bekliyor işe giricem ya dediler ki kpss olmadan olmaz:) iyi dedim kazanayım da geleyim:) eylülün 26 sına kadar salı çarşamba perşembe akşamları, o değil kazanamazsam rezalet olacak, zaten geçen hafta deneme sınavına girdim iyi ki kursa başlıyorum dedim kendime sonra valla içler acısıydım.

Minik kuzum annişin işe başlaması gerek seneye daha zor şartlar, bakalım güzel bir iş fırsatı var aslında ama daha cevap dönmediler olursa süper olur orası bebeğim, ama olmazsa da artık başka yer daha fazla keyif yapacak lüksüm yok artık:(

mutlu rüyalar konya şekerim:)

ben-sen-o...

Mart ayından bu yana yazmamışım, tutturamadım ama boşver tuttturmak zorunda da değiliz zaten...bazen kitap aralarında kalmış minik notlarda görürsün kendini, bazen de bir sözde. Nasılsa her yer de biz varız...önemli olan nasıl istiyorsan öyle yaşamak, insanların seni anlamasını beklememek ve bazen bencil yaşamak...çünkü her şey bir toz gibi bir varmış bir yokmuş misali...kimseyi yargılamıyorum bana düşmez herkez kendince doğruyu yaşar ve sorsan herkes haklıdır...zaten kısa ömürde boşver herkes haklı olsun herkes tatmin olsun napalım...
Eylül ayından bu yana hiç hasta olmamıştın ateşli olarak, bahar geldi hasta oldun, ateşin çıktı, yanımda uyudun, gözlerinin ışığı söndü, başına havlular sardım, gece boyu nöbet tuttum yanında...iyileştin artık...okuluna başladın...mutlusun sağlıklısın bende başka bir şey istemiyorum zaten...
Bense Allah'ın bana bu işsizlik zamanımda verdiği hareketli yaşamımla mutluyum işte, bu kadar hareket olmasa sıkılırdım bunalırdım iyi işte her günüm dolu geçiyor çok şükür...spora başladım her gün spora gidiyorum artık böylelikle doğumdan beri eritemediğim göbeğimi eritme fırsatım oluyor, görünüşte eridide, sevindirici bir gelişme kilo da vermişim tartıya çıkınca çok şaşırdım dün 56 gösteriyor kilom...bazende iyi mi yapıyorum diyorum??yani zayıflama derdim yok benim aslında ama artık yiyemiyorum da işte...safinaz olup kalmayım da, diyorum hocalara zaten beni şekilsiz bişey yapmayın diye. bakalım ne olucaz şeklen...
Bugün 19 mayıs ne yapıcaz bilmiyorum öylece oturuyoruz evde ama çıkarız herhalde...
Anlatacak çok şey var artık h. içi müsait olduğum zamanda yazarım yine...
Sevgimle kal, güçlü kal, mutlu kal !

Sen yaptıklarınla sadece kendinin ne olduğunu anlatabilirsin bana, beni değil...

Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında sevdalanmış onun deli dalgalarına.
Hırçın hırçın kayalara vuruşuna yüreğindeki duruluğa...
demiş ki suya ; Gel sevdalım ol hayatıma anlam veren mucizem ol...
Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa al demiş ;
Yüreğim sana armağan...
Sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca kopmamacasına...
Zamanla su buhar olmaya ateş kül olmaya başlamış.
Ya kendisi yok olacakmış ya aşkı
Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de yüreğindeki kederi de alıp gitmiş uzak diyarlara su... Ateş kızmış ateş yakmış ormanları... Aramış suyu diyarlar boyu günler boyu geceler boyu.
Bir gün gelmiş suya varmış yolu.
Bakmış o duru gözlerine suyun biraz kırgın biraz hırçın. Ve o an anlamış ; aşkın bazen gitmek olduğunu.
Ama gitmenin yitirmek olmadığını...
Ateş durmuş susmuş sönmüş aşkıyla.
İşte o zamandan beridir ki : Ateş sudan su ateşten kaçar olmuş. Ateşin yüreğini sadece su suyun yüreğini sadece ateş alır olmuş...

Can yüceL

  Günlük hayatın diliyle bile bazen yazıldığında geriye dönüldüğünde ne çok şey anlatıyor şu satırlar. Aklımızda kalır sanıyoruz, hiç unutul...