29 Aralık 2010 Çarşamba
28 Aralık 2010 Salı
Hava çok soğukmuş bugün demişlerdi de bu kadarına ihtimal verememiştim...dışarı daha çıkmadım ama cam aralığından giren soğuk gerçekten çivi gibi sert bir şekilde yayılıyor tüm bedenime....
Neler yapıyoruz bu aralar? aslında sonm yazdıklarımdan sonra yağmurun bıdı bıdı halleri geçti normale döndü...sanırım bizden bir aralık bekliyordu ona uymamız için ama o kapıları sonuna kadar kapadığımız için kurtulamadı ve baktı ki olmayacak mutlu çocuk olmaya devam edeyim ben diye düşündü:) Yağmurum okul-ev-gezmeler arasında koşturuyor , ouyuna doymuyor, enerjisi bitmiyor, hiç bir zamanda bitmesin inlşallah...
Bense... bende ev-sokak arası dolaşmalara devam ediyorum bu aralar faaliyette olduğum bir programım yok ama mutluyum, hala çalışmak istemiyorum, hala sıkılmadım...tabi ki sıkıldığım günler oluyor ama bunlar bana" keşke çalışıyor olsaydım" cümlesini kurdurtmuyor...1,5 yıl oldu çalışmayalı....aslında önüme fırsatlar çıkmadı değil, çalışabilirdim de ama şartları zorlamadım, yağmurun okul saatlerine uymuyordu, hem süper teklifler de almadım para olarak:)ayrıca hiç bir şey yerini tutamaz kızımın mutluluğunun...gerçi düşününce aslında bebekliğinde yanında olamadım ben yağmurun çok fazla, o zamanlar çalışıyordum yağmur annemde kalıyordu geceleri..çok kötü günlerdi, belki de görmemiz gerekenleri, yaşamamız gerekenleri yaşayamadık yağmurla , ama yine de sağlıklı bir yavrum var, şimdi her şeyimiz düzenli...
Bu aralar evde vakit geçirme yollarım var tabi...örgü örüyorum hiç örmem derdim ama uzun zamandır aklımda olan örgü battaniyemi yapalım diye düşününce de içime sindi , parça parça örüp sonradan birleştirip uçlarına püsküller yapmayı düşünüyorum.. şu anda yolun başındayım ama yaklaşık 2 ay sonraya biter gibi hesaplamalarıma göre...bunda acemiliğimi atayım Yağmur için yapacağım, ona büyüyünce vermek için, yani çeyiz belki de...daha güzel ve daha uğraştırıcı değişik motifli olanlarından yapacağım..benimki şimdi basit, günlük kullanım için....ama olsun bunlar, yani basit olanlar bile benim için çok anlam taşıyor çünkü hatırası var, el emeği var seneler geçtikçe bakıp, bunu da ben örmüştüm diyebileceğim bir şey..yok mu mesela şimdi bakıpta geçmişi anmadığımız şeyler? belki bir örtü, belki bir tabak, bir fincan?yılllar yıllar önceyi hatırlatır belki çocukluğunu, belki anneni, belki bir başkasını...en son anneanneme gittiğimde ondan dedeme ve anneanneme ait bakırlar getirdim mesela hımm bir de gaz lambası, özenle yerleştirdim eve onları, dedem ayran içermiş bu kupalardan birinde bir diğer bakır tabakta çalakaşık hep beraber yemek yerlermiş yer sofrasında....
Seviyorum geçmişi içimde taşımayı....
Bugün yazdan bu yana buzlukta bekleyen vişneleri çıkardım en sonunda, yine tadına çok güvendiğim tariflerin insanı olan Cafe Fernandonun sitesinden bir tarif aldım, çok değişik oldu, güzel oldu,üzeri kıtır kıtır oldu, iki ayrı hamurdan oluşuyor...
Daha ince olması gerekti aslında ama ona uygun ancak başka bir kalıp bulabildim evde...
Şimdilik böyle...yakın zamanda tekrar yazacağım...belki de yarın...:)
16 Aralık 2010 Perşembe
Yağmur yaklaşık 5 günlük zorunlu tatilden sonra okula bugün başladı, kuru bir öksürükle başlayan ciğerlerine doğru inmiş olan viral enfeksiyon bizi eve bağladı , genel hali çok iyi fakat sadece öksürüğü olan yavrukuşumu evde dinlendirmek istedim, onunda çok hoşuna gitti. evde doyasıya oynadı , uyudu, keyif yaptı...sabah yine mırıldandı ama fazla yüz bulamadı benden...
Zaman işliyor aleyhimize ya da lehimize bir şekilde yaşayıp gidiyoruz ...
9 Aralık 2010 Perşembe
Sen öylemisin mesela? sende korkarmısın bir gün her şeyin değişeceğinden?bir gün birilerinin çıkıp gideceğinden benim gibi çok korkarmısın?
Sevmiyorum bu halimi....böyle kalmak istemiyorum...
Dün okulda öğretmeninle konuştum.. konuşmaya başlarken ve bu sene seni okula gönderirken daha mutsuz olduğunu söylerken gözlerim doldu neredeyse akacaktı göz yaşlarım ama ben bir anneyim dedim o an kendime ve geçicek bunlarda dedim..belki eski arkadaşların yok diye mutsuzsun belki de öğlenleri uyuyamıyorsun diye...bilmiyorum..çözmeye çalışıyorum seni ama zor bir şeymiş bu:( bak sana aşık olan iki arkadaşın daha varmış...ama senin pekte umurunda değilmiş...aklın aşkın ne olduğunu bilmeden takılıp gittiğin arkadaşında mı kaldı...çocukluk işte, unutup gidersin bir gün küçük kuzum:)hem de senin ki çocukluktan çok daha bebeklik bence...sonra kapı arasından seni izledim arkadaşlarınla nasıl oynadığını gördüm..mutluydun, gülüyordun ama sanki ben o an seni orda bırakıp gidiyormuşum gibi her sabah kendimi kötü hissettim yine:( ne delilik ne delilik bu annelik.....benimkisi zırdelilik olsa gerek....
Seni çok seviyorum ...
3 Aralık 2010 Cuma
2 Aralık 2010 Perşembe
Şimdilik yağmurun karın ağrısı sorununu biraz ilgi görmek olarak başlıklandırabiliriz..geçici bir süreç umarım uzamaz. genelde evde değil okula giderken bunu yapıyor olması okulda ilgiyi daha çok beklemesini gösteriyor ..öğretmenleri konuşmuş yağmurla, artık karnım ağrıyor yerine benimle ilgilenirmisiniz demesinin daha doğru olacağına karar vermişler. yine standart yemek yeme sorunlarımızı konuştuk, bu durumda benimde çocukluğuma inmiş olduk tekrar...doğru ben ne gördüysem onu uygulamaya çalışıyorum çocuğumda da, bana da gecenin bir yarısı çiğ yumurta sarısıyla karışmış süt içirirdi annem, ağlaya ağlaya ne kötü bir şey, uyuyorsun , küçüksün belki uykunun en güzel yerindesin ama senin için iyi olacağını sanan annen tarafından zorla uyandırılıp sevmediğin bir şeyi zorla içmeye çalışıyorsun:( ne oldu? içtim ya da içmedim? sağlıksızmıyım? ya da kara üzümü ezip içine kına kına atıp şurup içirirlerdi güçleneyim diye çoğunu içmedim döktüm çiçeklerin dibine ya da lavaboya ben aslında sizi kandırdım...küçük pelin ailenin en küçüğü olarak kaldı , duruma bakmak gerekirse abim 1,85, ebru 1,75, fevzi 1,80 ben 1,70...vallahi ayıp utanır insan bunu söylerken....çok çelimsizmişim ama gelişmişim büyüdükçe:)yani kimse ölmemiş açlıktan ya da kimse çiğ yumurta sarılarıyla sütü gecenin bir yarısı içip devasa olmamış , devasa olmalarını buna borçlu olanlar varmıdır acaba...
Ah mazi ah çocukluğum bana neleri hatırlattı şimdi...
Teyzem dikmişti bana bu pullu pembe elbiseyi, çantamda vardı renkli...
Fevzi ve ben yanımızdaki Bülent eniştem...
Ah ne bu sanırsın Paris ayağında takunyalar...
Zaman nasıl geçiyor, daha 2000 yılına girerken ki hayatım gözlerimin önünde aynı sıcaklığıyla dururken 1 ay sonra 2011 yılına girmiş olacağız...yaşım 32 oldu, çocukluğu geride bırakalı yıllar oldu şimdi kendi çocuğumu büyütüyorum..çocukken rüyalarımı süsleyen o bebeğe sahip oldum, sorumluluklarım oldu, kendi başıma kaldığım zamanlarım oldu, yapayalnızken Allah beni doğrularla karşılaştırdı..o arkadaki sepetide anımsıyorum tıpkı halımızın üzerindeki desenleri hatırladığım gibi..zaman böyle akıp giderken korkuların başlıyor işte hayata dair, evladına dair, sevdiklerine dair...ama hükmedemiyorsun hiç bir şeye...başına gelenlerle yaşamayı öğreniyorsun..yaşamaya devam ediyorsun....
sağlıcakla...
1 Aralık 2010 Çarşamba
Pek bir şeyle ilgilenesim yok bugün, tek istediğim vaktimin neredeyse tamamını yağmura ayırmak...belki de vaktimin çoğunu ona mı ayırıyorum ki normalde? belki de sorun bu? ben çocuğumu bağımsız yetiştireceğim derken acaba bağımlı mı yetiştiriyorum:( biliyorum kusursuz değilim, herkes kadar kusurlu olabilirim, farketmeden yanlışlar yapıyor olabilirim doğru yaptığımı sanarak...ama geçicek.. bütün bunların geçmesi için biraz zamana, biraz da kendimize güvenmeye ihtiyacımız var ..bir adım atacağız ve bu adımlar sıklaştığında artık istediğmiz yere ulaşmış olacağız...korkup kaçmayacağız, kimbilir bunlar ne kadar da ufak şeylerdir yaşayacaklarımız içerisinde? Büyümeye başlıyorsun ve bu zorlu süreçte yanındayız güzel kızım...
Annen seni kocaman kolları arasına alacak üstesinden geleceğiz bunların...
Seni seviyorum biliyormusun kimseyi de sevmiyorum senden çok :)
Günlük hayatın diliyle bile bazen yazıldığında geriye dönüldüğünde ne çok şey anlatıyor şu satırlar. Aklımızda kalır sanıyoruz, hiç unutul...
-
İşte yağmurun keyifli odasından kareler, biz hem çok sevdik hem de çok rahat ettik, bütün döküntümüzü alıyor.. Hani ikeadan resmini ekled...
-
İşte sonuç...:) Ama yine yaptım yapacağımı, akşamüstü annemi aradım, bu arada yağmur kardeşiyle oynuyordu, onların sus pus olduğu bir an...
-
Daha dün öğrendiği için tam seri gidemiyoruz ama bir kaç güne daha güzel çalmaya başlayacak kızım:) Aferin minnoşuma.