30 Kasım 2011 Çarşamba
28 Kasım 2011 Pazartesi

25 Kasım 2011 Cuma


23 Kasım 2011 Çarşamba
22 Kasım 2011 Salı
21 Kasım 2011 Pazartesi

11 Kasım 2011 Cuma
10 Kasım 2011 Perşembe
İyi dokunma, kötü dokunma, gizli dokunma: Bedenin sana ait!
Öncelikle, kimlerin sana dokunabileceğine, öpebileceğine ve sarılabileceğine senin karar verme ve “hayır” deme hakkın olduğunu asla unutma!
Birisi sana uygunsuz biçimde dokunduğunda:
“Hayır” de ve o kişiye yaptığından hoşlanmadığını, dokunmasını istemediğini söyle.
Hızla o kişiden uzaklaş. Hoşlanmadığın bir şekilde sana dokunan kişiden kaç. Bir daha bu kişiyle asla yalnız kalma.
Yardım iste. Çığlık atabilirsin.
Kendine inan. Sen yanlış birşey yapmadın.
Birisi sana uygunsuz bir şekilde dokunursa, olan biteni güvendiğin birine anlat.Tehditlerin seni korkutmasına ve sessiz kalmana neden olmasına izin verme.
Birisi sana dokunur ve bunu aranızda sır olarak saklamanızı isterse kendine şu soruyu sor: “Bu sırrı saklamak beni rahatsız ediyor mu?” Seni rahatsız eden hiçbir sırrı saklama. Anne-babana, bir akrabana, öğretmenine, doktoruna ya da güvendiğin başka bir yetişkine durumu anlat. Anlattığın kişi sana inanmazsa, güvendiğin bir başka kişiyle konuş, birisi sana inanıp yardım edene kadar vazgeçme.
Tehdit veya tacizde bulunan kişiden uzak durmak için elinden geleni yap. Kendini rahatsız veya güvensiz hissetmene neden olacak biçimde sana dokunan kişi ile yalnız kalma.
İyi dokunma
Sevdiğin kişilerin sarılması ve öpmesi güzel birşeydir. Örneğin:
Uyandığında annenin sana sarılması ve öpmesi.
Babanın iyi geceler dilmek için sarılması ve öpmesi.
Anneanne ve büyükbabanın ziyarete geldiklerinde herkesin birbirini kucaklaması ve öpmesi.
Kötü dokunma
Kendini rahatsız hissetmene neden olan dokunmalar genellikle kötü dokunmalardır. Birisi sana istemediğin bir şekilde dokunduğunda bunu gizlemek zorunda değilsin. Kendinin kötü olduğunu düşünme. Kötü olan sen değil, sana kötü bir şekilde dokunan kişidir. Bedenin sana aittir. Sen istemiyorsan kimse sana dokunamamalıdır. Kötü dokunmanın ne olduğunu bilmek ister misin?
Canını acıtan dokunma kötü dokunmadır.
Dokunulmasını istemediğin halde sana dokunulursa bu kötü bir dokunmadır.
Dokunan kişi kendini rahatsız hissetmene neden oluyorsa, bu kötü bir dokunmadır.
Dokunma senin korkutuyor ve sinirlendiriyorsa, bu kötü bir dokunmadır.
Birisi seni kendisine dokunmaya zorluyorsa bu kötü bir dokunmadır.
Dokunan kişi bunu hiç kimseye söylememeni istiyorsa, bu kötü bir dokunmadır.
Dokunan kişi bunu başkasına söylersen sana bir zarar vereceği tehdidinde bulunuyorsa bu kötü bir dokunmadır.
Maalesef bazı yetişkinler onlara duyduğun güveni kötüye kullanabilirler. Yanlış yapan sen değil, istemediğin bir biçimde sana dokunan kişidir. Cinsel taciz daha büyük, daha yaşlı, daha güçlü kişilerin işlediği bir suçtur. Kendini suçlama ve kimsenin de seni suçlamasına izin verme.
4 Kasım 2011 Cuma

3 Kasım 2011 Perşembe
2 Kasım 2011 Çarşamba
1 Kasım 2011 Salı
(Okulda yapılan söyleşiden alıntı)
Atatürk’ü seviyoruz çünkü
Kaan : çünkü bizi düşmanlardan kurtardı
Alp: çünkü Cumhuriyeti ilan etti
Hugo: bizi kurtardı bize güzel sağlıklı bir yaşam hediye etti
Ayşe : bizi çok koruyup çok sevdi
Yağmur : çünkü dünyamızı kurtardı ve bize yenilikler verdi
Lütfi : çünkü düşmanları yurdumuzdan gönderdi
Yazgı : bize güzel bir dünya verdi
Elif : Atatürk herkesi kurtardı aslında mutluluk verdi
Sungu : Atatürk çocukları çok seviyor bende Atatürkü çok çok seviyorum
Ezgi : Atatürk bize 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını hediye etti çocuklar bizim için
Eve gelince kağıda kaleme sarılıyor hep son zamanlarda, hep yazı yazmak istiyor, önce bize yazdırıyor sonra kendi yazıyor, hepimizin telefon numaralarını yazıyor kağıda sonra bir koltuğun arkasına saklanıyor benim telefonumu alıp, oradan numarayı çevirip bize şaka yapıyor, bizde "aa yağmur sen nerdesin kızım" diyoruz şakasına ortak olarak:)
Geçenlerde çok güzel elma şekerleri yapmıştık yağmurla, hatta çubuğumuz olmayınca çatala saplamıştık elmaları, cam kırığı gibi bi yedik bi güzel oldular ki, dünde çubuk aldık, minik elmalar aldık, aynı tarifi uygulamama rağmen olmadı işte, olamayacağı tuttu, bize kendini yedirmeyeceği tuttu, üzesi tuttu bizi böhh, sonunda şeker kaynamaktan zift rengini aldı yanık kokuları eşliğinde, ehh her zaman becerikli olamayabilirim.
Söylemeden geçemeyeceğim, bir de şirinler kabusumuz var, Kınder süpriz yumurtalardan çıkıyor bizde biliyoruz ki bazı oyuncakçılarda serçe parmağım kadar 2 şirini 37 tl ye sattıklarını, dedik hadi alalım buradan çok şirin biriktirelim, biriktirdikte ama sıra son 3 şirin gargamel amca, şirin baba, uykucuya gelince tıkandık artık aynı şirinler çıkmaya başlayınca yedekleri rifiye vermeye başladık, ve bu yumurtalara bu kadar para harcamak canıma tak edince dedim yağmura artık gargamelle şirin babayı sana yeni yılda alırım ben, yağmur onların setini istiyor aslında evleriyle beraber, ama gerçekten acıyorum aldığım oyuncaklara verdiğim paralara, neyse işin üzücü yanı şu ki rifi de heves etti biriktirmeye, ona bizim yedeklerden 3 şiirin verdik, dünde almışlar ve içinden ne çıktı dersin;Gargamel. Bir heves beni aradı heyecanla anlatmaya başladı, ama nafile bizim değil, yağmurcuğumda "olsun anne belki bir daha çıkar onu da bize verirler " dedi...
haydi rastgele yağmurum...

Neyse aklıma gelmişken bunlar yazayım istedim, notlar şeklinde...


Günlük hayatın diliyle bile bazen yazıldığında geriye dönüldüğünde ne çok şey anlatıyor şu satırlar. Aklımızda kalır sanıyoruz, hiç unutul...
-
İşte yağmurun keyifli odasından kareler, biz hem çok sevdik hem de çok rahat ettik, bütün döküntümüzü alıyor.. Hani ikeadan resmini ekled...
-
İşte sonuç...:) Ama yine yaptım yapacağımı, akşamüstü annemi aradım, bu arada yağmur kardeşiyle oynuyordu, onların sus pus olduğu bir an...
-
Daha dün öğrendiği için tam seri gidemiyoruz ama bir kaç güne daha güzel çalmaya başlayacak kızım:) Aferin minnoşuma.