Güzel bir rüya gördüm... uyandığımda acaba gerçek olsun mu dedim kendi geride duran dünyama...
30 Kasım 2010 Salı
Güzel bir rüya gördüm... uyandığımda acaba gerçek olsun mu dedim kendi geride duran dünyama...
Ne olduğunu bilmeden,
Sokaklarda dolaşan binlercesi gibi,
Dolaştım dün gece sokaklarda,
Kim olduğumu,
Ne olduğumu bilmeden.
Seni düşündüm ve
Şaşırdım bu mucizeye,
Kimin yarattığını,
Neden yarattığını bilmeyen,
Binlercesi gibi,
Hayret ettim şu aleme.
Karşı çıksam dedim,
Önüme gelen herşeye,
İyiye, doğruya,
Sadakat ve güzelliğe,
Banka hesaplarına atılan,
Fıstıkları soyarak yaşayan,
Pisliklerden kurulu bu insanat bahçesine.
Ne yorgunum, ne korkak!
İsterlerse kafamı ezeceklerini de,
Biliyorum adım gibi.
Olsun, en azından,
Ben de tabanlarını pisleteceğim,
Diyorum.
Bazen tabii...
Bazen de,
Yeter diyorum,
Bu kadar aç insan varken,
Bırak bu entel geyiklerini.
Daha fazla üzme kendini,
Sus artık,
Kaçırma insanların keyfini!
27 Kasım 2010 Cumartesi
26 Kasım 2010 Cuma
Günün sonucu işte bu gül yapımı bir de şekerden olduğunu düşününce daha tatlı duruyor değil mi...tabi sadece bunu yapmadım ama çok zahmetli bir uğraş bir o kadar da zevkli zaten keyif alamayacak bir insan için hele ki ayrıntılara takıntısı olmayan birinin yapabileceği bir iş kesinlikle değil...ben severim görselliği, renk uyumunu, detaya önem veren bir insanım bu yüzden benim için oldukça çekici bir uğraş. Zaten mutfağı seviyorum yemeklerden çok pasta, kek gibi tatlı şeylerle uğraşmayı daha çok seviyorum ama bu aralar lezzetli ve değişik yemeklerde ilgimi çekmiyor değil, çocukluğumdan bu yana severim bunun tek kötü yanı kaloriyi geçtim, örnek vereyim bir kurabiye yaparken çiğ hamurun dörtte birini yiyiyorum:( işte benim için tek kötü tarafı...hepimize olmuştur anne kek yapar çırpma kabının dibini çocuklar yalar..işte bende bu tadı alarak koyuldum sanırım bu işe.
Pilinik
25 Kasım 2010 Perşembe
Zat-ı şahanelerinden benzetme pastane poğaçalarım, açıkçası tadı güzel benim sevdiğim gibi ama pastane poğaçasıyla alakası yok neden mi? ben nedenini biliyorum oldum olası mayalı hamur yapmayı beceremediğimden.. ama bir daha ki sefere ekmek yapma makinesinde hazırlayacağım hamuru o zaman tutar mayası...Çok iş yaptım sabahtan bu yana mutfaktayım, yemekler yaptım doldurdum dolaba, malum yarın evde olmayacağım zaman varken yaptım işte can sıkıntısından ne yapim derkende bu kurabiye poğaçalar çıktı ortaya...
Valla şaka bir yana ben yaptım bu pastayı, aman bir mutlu oldum ki sonucu doğru dürüst çıkarınca...çok keyifli bir gün geçirdim ve gerçekten internette tariflerle öğrenemeyeceğim şeyleri öğrendim, işin çok püf noktası var ama artık kendi başıma evde böyle bir pasta hazırlayabileceğim içinde çok mutluyum, güzel bir gündü dün sabah 8,45 vapuruna bindim deniz çok dalgalıydı çok sallandı vapur midem kalka kalka gittim yeri de çok kolaydı aslında daha önce gittiğim yerlerdi ama sıklıkla gitmeyince ve giderken genelde özel arabanla gittiğin için yanılabiliyorsun ..neyse atölye çok güzeldi bir önceki kursumla hiç alakası yoktu yani butik pastacılık alanında, eğitimi veren kadın kendini aşmış artık yurt dışında eğitim görmüş hep...valla heveslenmedim desem yeridir her şeyi öğrenmek istiyorum bu yemek ve pasta alanında...geçen akşam evde fajita yaptım ama parmaklarını yalarsın o derece güzeldi yufka ekmeğin içinede sardım dürüm gibi bir de yoğurtlu sos yaptım mükemmel oldu çok gelir bu tava dedim ama valla kıyamadık ta bitirdik.. gerçekten ama gerçekten harikaydı bir tek kırmızı barbunyası eksikti. neyse hayırlı ömürlerimiz olsun inşallah daha güzel şeyler yaparız.
Bu sabah yağmur hanım keyifli gitti okula bir süslendi ki anlatayım; ayağına halhal, bileklerine bilezik, boynuna kolye, saçlarına süslü bir taç , dudağına da dudak koruyucu sürdü bir de üzerine çanta hazırladı kendine, içine kokoş taçlar, tokalar, yedek bilezikler koydu...yine konuştum kendi kendime bende şimidi böyleysen genç kız olunca nasıl olursun kimbilir? bir kere bu süs püs konusunda bana kesinlikle benzemeyecek, annesi olarak kaldıramıyorum ben küpeymiş kolyeymiş. çok minik olacak küpe takacaksam yüzük desen gümüş bir yüzük sadece bir tane yeterli...alyansımı takamıyorum artık bol geliyor düşürürüm diye takmıyorum bende. bilmiyorum teyzesi kokoştur biraz yağmurun sanırım ona benzeyecek. ebru nerde ne var takıp takıştırıp çıkar geçen gün parmaklarında gösterişli parıltılı tam 3 yüzük vardı şaştım kaldım tabi kolyeleri ve küpesi de cabası...İşte tam da benzetiyorum bende.
Dün kurstan çıkınca yağmuru alıp anneme geçtim ama dün bir karar aldım bundan sonra hafta içi yağmurla çıkmayacağım böyle gezmelere...çok yoruluyor.. annemi görmeye h. içi ben kendim gideceğim gündüzden...kıyamıyorum da yürüyor, yoruluyor akşama pestil oluyor...öyle işte yeni kararım.
Bugünse evdemiyim bilmiyorum, saat erken her an her şey olabilir....
23 Kasım 2010 Salı
İnsan çok çabuk değişiyor belki yaşadıkları belki de artık yaşamak istemediklerini düşünerek değişiyoruz, zamanla olgunlaşıyoruz artık o olgunluktan sıyrılmakta kolay olmuyor geride bırakılan yaşanmışlıklar bazen keşke yaşamamışıma dönüşürken, seni sen yapmaya yeten bazı şeyler de de iyi ki yaşamışım diyiveriyoruz. yine de yaşamak güzel, yaşamının bir sonu olduğunu düşününce, hem de çok güzel bize başhedilmiş bir hayatı kendimizce, bazen başkalarının sırtında kalarak yaşamaya devam ediyoruz önemli olan bunların arasında kaybolmamak, kendi içinde yitip gitmemek bence, bir güzellik bulmak, karıncanın eştiği gibi toprağını sende sağını solunu, yukarısı aşağısına bakabiliyorsan hayatının ve baktığın yerde bulabiliyorsan bir çıkış noktası işte o zaman güneşi görebiliyorsun...
Perdeler çok kirlenmiş yıkayıp asınca farkettim.. garip işte aylarca aynı yerde oturuyorsun ama o görüntüye bakmaya alıştığın için sana her şey ilk günkü gibi geliyor, asıllı temizlik işimi bitirdim artık 15 gün kimse bana temizlik yaptıramaz arada evi süpürürüm bir de banyoyu temizledim mi tamamdır kendimi helak etmek pek bana göre değil her şeyi zamanında yapmak gerek. hafta sonu gibi koltuklarım gelecek artık camın önünde perdelerimi açıp kitap okuyabileceğim için çok mutluyum...eve birileri gelirse oturacak yerim azalıyor bu koltuklarla ama vazgeçtim artık birileri için yaşamaya ve düzen kurmaya, rahat etmeyen bir daha gelmez rahat eden de mindere otursa da sürekli gelir misali...bencillik değil ki bu sevdiklerim gelince zaten kimseye batmaz benim düzenim, temiz oluşum, kirli oluşum ama bazı gözler vardır kötü görür her şeyi zaten o gözlere de ben bakmıyorumdur...
Yarın sabah erkenden çıkacağım yola o bilmediğim kızıltoprağa, minübüs şoförune sora sora gideceğim, alacağım fotoğraf makinemine aşamalarını çekeceğim bu işin, ah nikon ah...bayramda bir tanıdığın vardı nikonu tam da istediğim makineydi aldım elime inceleyip durdum orası nasıl, burası nasıl sorularını sorarak. çok aptallık etmişim bu makineyi bilmeyerek almakla:( satabilsem alacağım kendime ama nasıl satacağım...Aybars alalım dedi ama yaz tatiline çıkmayız dedi :) püfff olmaz ki öyle şey yaz tatiline çıkılmadan olur mu...ben para bulana kadar idare etmek zorundayım.
Bugün çok yazdım iyisimi gidip kitap okuyayım artık uyursam kötü olacak ama uyumamak için elimden geleni yapacağım...
Yarın öğretmenler günü akşam evde incik boncuk açıp öğretmenlerine bir şey yapacağız kendisi istedi bir de çiçek alacakmışız..akşama enerji toplamam gerek çünkü bugün çok zamandır yapamadığım temizlik işini yapıp bu sayfayı kapatacağım...dün bütün perdeler yıkandı takıldı, banyo dolapları temizlendi , banyo fayanslarını çitiledim..yatak odasının köşe tavanı sararmış rutubetten onu sildim, akşam ütü yaptım bayağı bir ortalık toparlandı bugünde silme süpürme işi var, apartmanın ayaklanmasını bekliyorum ses çıkarmak için.
Kitaplığımın resmini koyayım bari, seneler geçince bu kitaplık kalacak mı acaba şimdiki gibi, yoksa yakıp yıkacakmıyız, ya da ardımızdan kaybolup gidecekmi her şey...asıl biz kalacakmıyız şimdiki gibi her şey değişecek bizde değişeceğiz... kimbilir daha ne kırıklıklar yaşayacağız, yüzümüzün aksini göremeyeceğiz şimdiki gibi aynalarda, şiiri gibi "gençlikte geceler gibi eskidendi..."
Hani erken inerdi karanlık,
Hani yağmur yağardı inceden,
Hani okuldan, işten dönerken,
Işıklar yanardı evlerde,
Eskidendi, çok eskiden.
Hani ay herkese gülümserken,
Mevsimler kimseyi dinlemezken...
Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken,
Eskidendi, çok eskiden.
Hani hepimiz arkadaşken,
Hani oyunlar tükenmemişken,
Henüz kimse bize ihanet etmemiş,
Biz kimseyi aldatmamışken,
Eskidendi, çok eskiden.
Hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken,
Hani körkütük sarhoşken gençliğimizden,
Daha biz kimseye küsmemiş,
Daha kimse ölmemişken,
Eskidendi, çok eskiden.
Şimdi ay usul, yıldızlar eski
Hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden
Geçen geçti,
Geçen geçti,
Geceyi söndür kalbim
Geceler de gençlik gibi eskidendi
Şimdi uykusuzluk vakti.
MURATHAN MUNGAN
22 Kasım 2010 Pazartesi
BİRDENBİRE
Her şey birdenbire oldu.
Birdenbire vurdu gün ışığı yere;
Gökyüzü birdenbire oldu;
Mavi birdenbire.
Her şey birdenbire oldu;
Birdenbire tütmeye başladı duman topraktan;
Filiz birdenbire oldu, tomurcuk birdenbire.
Yemiş birdenbire oldu.
Birdenbire,
Birdenbire;
Her şey birdenbire oldu.
Kız birdenbire, oğlan birdenbire;
Yollar, kırlar, kediler, insanlar...
Aşk birdenbire oldu,
Sevinç birdenbire.
Şimdilik ben gidiyorum bilmem ne zaman gelirim...
13 Kasım 2010 Cumartesi
11 Kasım 2010 Perşembe
10 Kasım 2010 Çarşamba
9 Kasım 2010 Salı
Yeni Türkü - Mamak türküsü
Herkesin bir köyü vardır..Çocukken bahçesinde koşturduğu, saklambaç oynadığı, geceleri gülyabaniler geliyor diye seni korkutan arkadaşların, sonra birde dağı vardır herkesin o dağa çıktığında kendini herkesten üstün gördüğü, bütün evrenin tam tepesindeymişsin hissi veren...
Benim Köyüm vardı, belki benim değildi ama ben o köyü tanıdım, akşamüstleri küçük bahçesini suladığım, iki koca ağacın arasına salıncak kurup sallandığım, evde yalnız kalınca yanımızdaki mezarlıktan acaba ölüler , ruhlar çıkacak mı diye düşünüp kendimi korkuttuğum, Sanki bahçe duvarının arkasında biri beni gözetliyor sanıp eve kendimi kilitlediğim, ve ilk romanım "Agatha Christie-Çatı"yı okuduğum bir köyüm vardı...O köyünde bir dağı vardı , çıktığımda sanki bütün köyün beni gördüğü...biraz dağın arkasına gidersem kaybolacağım korkusunu taşıdığm bir dağ...
Şimdi babamın köyü var, insan nerede yaşıyorsa orası onun köyü oluyor işte, yoksa doğup büyüdüğün yer değil senin köyün...kurdu kendine bir yuva, bahçesinde oturacak yeri yok ektiği sebzelerden, çiçeklerden...daha çatısı yok yapmaya uğraştığı...küçükçe bir kümesi var ördekleri, tavukları ve horozlarını bebeklikten alıp büyüttüğü...ne zaman yumurta verecekler diye emekle, sabırla beklediği, kimi zaman çok yemek yiyiyorlar diye kızdığı ördekleri...
Her bahar gelişinde canlanır toprak, ağaçlar, çicekler..her şey doğaya ayak uyduruyor işte, insanlar gibi...hani insanlarda kışın o kurşuni renginde sıkılırlar ya hüzün çöker ya herkese, baharda da yeniden aşık olunurmuş ya...işte toprakta yeniden baharda aşık oluyor yeni filizlenecek çiçeklerine...
Şimdi kışı yaşıyoruz yeniden baharlar görelim diye...son sözleri söylemek zor olur hep, bazende bazı insanlar için o son sözler hiç bitmez..bitti dediğin yerde aslında yeniden başladığını görürsün her şeyin...Bu baharlar, kışlarda öyle işte...hep yenilenirsin içinde...
Bu kış beni bitirse de çok şeyi de bıraktırıyor ardımda...yaşamla oyun oynuyoruz her yeni günde...o sana gülerken sen ağlıyorsun,küsüyorsun...bazende o sana ağlarken, küserken sen inadına gülüyorsun...Ben ne inattayım, ne küsüyorum, ne gülüyorum, ne ağlıyorum şimdilerde...arada kalmış, kimsenin bilmediği bir mevsimde sürüyorum izimi...
8 Kasım 2010 Pazartesi

Hava kapalı mı biraz yoksa açar mı...bilmiyorum ama ben uyandım minikoyla aybiyi gönderdim, duş aldım bir de yüzüme canlandırıcı bir maske yaptım vallahi çok iyi geldi, kendime güzel müzikler buldum ve güne başladım...Dün çok yorucu bir gündü...gecenin yarılarına kadar bulaşık yıkamak zorunda kaldım, neden mi yok söylemeyim tahmin edelim:) Bulaşık makinem bozuldu yine sürekli sigorta attırmaya başladı ...Dün akşam fevzinin doğumgününü bizim evde kutladık malum pasta bulaşıkları bir de makinenin içindeki bulaşıklarda eklenince ortaya devasa bir yığın çıktı..belim ağrıdı yıkamaktan:( Neyse sağlık olsun gerisi boş, canım kardeşim iyi ki doğdun ne güzel ki hem abim hem ablam hem kardeşim var...ama bak yazarken üzüldüm:( Yağmurum böyle diyemeyecek mi:( belki der ama yavrum kimbilir hayat bu belli mi olur ...
Bunlar işte bizim bidi bidiler...
Günün güzel haberi ise "Koltuklarımızı aldıkkkkk" dün öğlen gittik en son İMÇ de tanıştığım bir mobilyacı vardı, hafta sonu geliriz demiştim maskodaymış yeri, neyse ordaydı kendisi de konuştuk beğendik aldık:) iki berjerim oldu sonunda, yeni kocaman bir koltuğum, sandalyelerim yenilenecek, bir de masa altlarına şimdi yeni moda herhalde puf çıkarmışlar yani iki sandalye yerine bu pufu koyuyorsun şık duruyor ..aybars istedi bunu sever değişik şeyleri ..Çok içime sindi ama kumaşı da süper. şimdi berjerlerime güzel püsküllü şallar almalıyım..süper olacaklar bu ay sonuna gelecekler inşallah...Maskodan çıkışta Karaköyden balık alalım dedik o tarafa giderken dedik Sultanahmete çıkalım ıslama köfte yiyelim dedik balıkla şimdi kim uğraşacak, gittik Sultanahmete yemekten önce Topkapı Sarayını gezdik, çok güzeldi hava da çok güzeldi zaten sonra meydanı gezdik ara sokakları...Islama köftecimiz kapalıydı..bir keresinde aybarsla evlendiğimiz zamanlarda gitmiştik tadına bayıldım o da böyle ara sokakta bir yerde ama yemek kısmet olmadı bizde pizza yedik...sonra döndük evimize...
Bugün biraz işlerim var sokaklarda yine...Koçtaşa gidebilirim kitaplık almaya, bakıyorum internetten modellere şimdi..işte ıvır zıvır bir çok iş var not aldım akşamdan hepsini...
İçeyim kahvemi de yapayım işlerimi..hayat beklemeye gelmez...
6 Kasım 2010 Cumartesi
5 Kasım 2010 Cuma
100 İşte Orada!
Bir çocuk 100den ibarettir
Bir çocuğun 100 lisanı
100 eli
100 fikri
100 düşünme şekli
oynama şekli ve konuşma şekli vardır
100 her zaman 100
dinleme şekli
sevme şekli
şarki söylemek ve anlamak için
keşfetmek için
100 zevk
100 dünya
icat etmek için
hayali kurulacak 100 dünya.
ama 99unu çalıyorlar.
Okul ve bu kültür,
kafayla vücudu ayırıyor.
Onlar çocuğa:
elleri olmadan düşünmesini,
kafası olmadan yapmasını,
dinlemesini ama konuşmamasını
zevk almadan anlamasını
sadece yılbaşlarında ve bayramlarda
sevip şükretmesini söylüyorlar.
Onlar çocuğa:
zaten orada olan bir dünyayı keşfetmesini söylüyorlar
ve geri kalan 99unu çalıyorlar.
Onlar çocuğa:
iş ve oyunun
gerçek ve fantezinin
bilim ve hayal etmenin
yerin ve göğün
sebep ve rüyanın
birbirine ait olmadığını söylüyorlar.
Ve onlar çocuğa
100ün orada olmadığını söylüyorlar.
Çocuk onlara:
İmkânsız. 100 işte orada! diyor.
Loris Malaguzzi
Hımm bu yöntemin tek acınası hali ne biliyormusun, ilköğretime geçtiğinde kimse bu yöntemleri kullanmıyor:( ve çocuk kalakalıyor ..hangi ders olursa olsun ama resimde mesela sınırlar koyuluyor, kuş "m" şeklinde olur, çatı üçgen olur, ağaç yeşil olur...sen kuşu gökyüzünde çok büyük çizebilirsin ama "m" çizen makbul olur, takdir görür...inşallah okulunda idealist, genç bir öğretmenle öğrenir yağmurum ve diğer bütün çocuklar, kalıplaşmış şeylerden uzakta kalmalıyız ki çocuklarımız bizler gibi büyümesin...
Verimli bir akşamdı özetle düşündüğüm şeylerin yeniden alevlenmesiyle kendimi daha iyi hissettim. geç geldim eve yemekti, duştu derken 12 yi buldum yatmaya...kitap okudum çok güzel bir kitap, bu arada Kıran Desai Orhan Pamuğun bir ara sevgilisiymiş, evet duymuştum bunu ama adını bilmiyordum kadının..neyse orası beni ilgilendirmez...Aşk la ilgili çok güzel bir şey yazmış, onu okuma hallerimde yazacağım...
4 Kasım 2010 Perşembe
Bir sevda çekerdi kalbim
Sessiz tek başına
Varamaz dokunamazdı elim
Umutsuz yarasına
Biliyorum kavuşmak imkansız
Anlıyorum yaşamalıyım sensiz
Her gece hayalimde düşümde
Her kadehin bitişinde
Bir garip bir buruktur içim
Aklımdan her geçişinde
Biliyorum kavuşmak imkansız
Anlıyorum yaşamalıyım sensiz
Tek başına, tek başına
Tek başına, tek başına
Tuhaf rüyalar gördüm gece böyle güzel bir manzaraya karşı oturuyorum yanımda yağmur var anneannem var ben oturuyorum üzerimde mini puanlı bir elbise gibi bir şey var ve karnım şiş, az biraz ...hamileymişim ama canım sıkkın sanki yolunda gitmeyen bir şeyler varmış gibi...o arada anneannem beni iyi edecek bir şeyler söylüyor , yağmur yanımda durup bakıyor bana...benim elim başımda sıkıntılıyım...saçlarımda d ayağmurun bir tokası var ...bilmiyorum ki ...çok görürüm ben böyle hamile halimi rüyamda hatta bazen öyle etkilenirim ki sabah uyandığımda hala kendimi hamile sanıp öyle davranırım...delinin işi işte:) bazen o etkilenmek artık etkilenmek boyutunu da aşar hatta hamile kalmak isterim:) ama bu rüyamda istemedim öyle sıkıntılı hamilelik mi olur:)Aman yok hamilelik yeni bir bebek bırak onun bakımından çekindiğim yok ama yok ne bilim ya bunun cevabı çok karışık..bazen ben böyle anlatınca kızıyorlar bana ne var diyorlar zaten bir tane var ikincisi olsa da nolcak nasılsa biri yaşayacak eğer sıkıntılı bir durum olursa öbürü de yaşar...anlamıyorum insanlardaki bu mantığı...istersem olur çocuğum istemezsem olmaz...niye karışırlar ki bu kadar....
Ben pandispanyayı çekiyorum fırının aynası da beni çekmiş
Bu da kereviz çorbam krema tadında bol karabiberli içtim bile, herkes sevmez kerevizi ama yağmurum sever bir de enginarcıdır kızım...Aybars ta biz yeni evlendiğimizde sevmezdi kokusuna dayanamazdı ama işte bir iki yaptım pişirdim e tabi yapan ben olunca:) dayanamadı bir gün tadına baktı sonra da yemeye devam etti..Bugün maharetlerimi sergileme günümmüdür nedir:)
1,5 saat uyuyup uyandım, ben böyle nadir uyurum öğlenleri her öğlen uyurken de şu yorumu yaparım "biraz uyuyayım da akşama kitap okurum" ama nedense saatlerce kitap okuyamam. hep özenmişimdir böyle herkes uyur açıcaksın loş ışığını okuyacaksın kitabını...ben genelde kitabı yatakta okurum geceleri e haliyle uykum gelir...kıçımı basıp kitap okuma adetini geliştirmem gerek kendimde. aynen bu öğlende açtım yeni kitabımı 1 sayfa okuyup uyudum:) uyuma nedenlerimden biri de sabahları 7.45 te uyandığım için akşama kızıma daha dinç olabilmektir. ama buradan her öğlen uyuduğum çıkarılmasın genelde de bu düzene uymam. işte böyle...uyuyunca iyi oluyor aslında özellikle sıkıntılı zamanlarında uyursan unutuyorsun bir an sıkıntısı..1 saat, 2 saat..ne kadar unutmak istersen mesela:)
Derin nefes al ve devam et yoluna....
3 Kasım 2010 Çarşamba
Kimbilir daha neler gösterecek hayat bizlere...bugün çok iyiyken birden tepetaklak olan insanlar var...Allah bizleri korusun öyle olmaktan, her zaman en başta sağlığımız, sonra mutluluğumuzla kalalım inşallah...
Pandispanya kaldı dedim, evet kaldı çünkü bana gezme çıktı gezme demeyelim ama anneme gideceğim bugün çarşamba pazar var çağlayanda, gidip alışveriş yapacağım, malum ortaköyde bir kilo meyveye dünya para veriyorum bu da kazıklanmamın göstergesi işte. vermeyeceğim o paraları bu manavlara. gidip mis gibi pazarımı yapacağım...akşam aybars yine çalışırsa fevzi getirecek beni eve...bu da rahatlık oldu bana çünkü tedirgin oluyorum eve geç dönersem. yağmurum uykusunu alamıyor. yarın sabahda anneme kahvaltıya gideceğim benim pandispanya yine kalacak. Bu pazar fevzinin doğumgünü var en iyisi ona hazırlayayım ben acemilik pastamı..
2 Kasım 2010 Salı
1 Kasım 2010 Pazartesi
Ne güzel yapmışlar müziğini...Üzüyor beni bu şarkı ama, ağlamak geliyor yine bana...Bazen bazı şeyleri keşke yaşamasaydım demek geliyor içimden böyle üzülüp ağlamaklı olunca...ne bilim neden ağlasın ki insanlar...Böyle işte bu hayatta...her şeyin bir karşılığı var mutlu olursun mutsuz olursun...Herkesinde bir sebebi vardır yaptığı şeyler için, mecburiyetleri vardır, ...Kızmıyorum... çok kırılıyorum sadece bazı şeylere...geçer gider....geçicek...gidecek...hiç bir şey kalmayacak....Bir gün "keşke yaşamasaydım bunları" dediğim zamanlardaki duygularım yerine O kalan küçücük izle gülümseyerek "yaşadım ama geçti" diyeceğim...Bir gün sende yaşayacaksın bu duyguları güzel kızım, ama annen ayrılmayacak yanından...hayatında hiç bir şey için geç kalmadan yaşamayı öğreneceğiz birlikte....
Seni çok ama çok seviyorum....melek kızım...
Günlük hayatın diliyle bile bazen yazıldığında geriye dönüldüğünde ne çok şey anlatıyor şu satırlar. Aklımızda kalır sanıyoruz, hiç unutul...
-
İşte yağmurun keyifli odasından kareler, biz hem çok sevdik hem de çok rahat ettik, bütün döküntümüzü alıyor.. Hani ikeadan resmini ekled...
-
İşte sonuç...:) Ama yine yaptım yapacağımı, akşamüstü annemi aradım, bu arada yağmur kardeşiyle oynuyordu, onların sus pus olduğu bir an...
-
Daha dün öğrendiği için tam seri gidemiyoruz ama bir kaç güne daha güzel çalmaya başlayacak kızım:) Aferin minnoşuma.